ÖZEL KREŞ VE BAKIMEVLERİ DENETİM KANUNU

T.B.M.M
Tutanak Müdürlüğü
Komisyon :Millî Eğitim Giriş :10.30 Tarih : 30/01/2008 Grup : Canan Sayfa : 3

30 Ocak 2008 Çarşamba
BİRİNCİ OTURUM
Açılma Saati: 10.34
BAŞKAN: Mehmet SAĞLAM (Kahramanmaraş)
KÂTİP: Gülşen ORHAN (Van)

BAŞKAN - Müsaade ederseniz Komisyonun toplantısını açıyorum.

Bugün, Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanunu'nda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun Tasarısı'nı ele alacağız.

İlk önce, Hükûmet temsilcileri burada, Millî Eğitim Bakanlığı Temsilcimiz burada. Sayın Bakan Başbakanlıktaki bir toplantı nedeniyle gelememişler, Müsteşar Vekili burada. Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürümüz burada. Herhâlde Millî Eğitim Bakanlığından başlayarak arkadaşlarımızı ilk önce dinleyelim, kanun tasarısı hakkında bize bilgi versinler.

Buyurun Sayın Müsteşarım.

 

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MÜSTEŞAR VEKİLİ MEHMET TEMEL - Sayın Başkanım sizleri saygıyla selamlıyorum.

Bilindiği üzere 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu'nun 56'ncı maddesi hükümleri gereğince her tür ve kademedeki eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim hizmetlerinden devlet adına Millî Eğitim Bakanlığı sorumludur. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı olan, bağlı olarak faaliyetlerini sürdüren kreşler ve gündüz bakım evlerinin de eğitim, öğretim hizmetlerinin gözetim ve denetiminin Bakanlığımızca sürdürülmesi amacına yönelik hazırlanan kanun tasarısıyla huzurlarınıza gelmiş bulunmaktayız. Takdirlerinize arz ediyorum.

 

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Özürlüler İdaresi Başkanı arkadaşımız, buyurun.

 

ÖZÜRLÜLER İDARESİ BAŞKANI ABDULLAH GÜVEN - Sayın Başkanım, komisyonumuzun saygı değer üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Özürlüler İdaresi Başkanlığı olarak bu tür bir düzenlemenin yapılması daha önce örneğini özel eğitim ve rehabilitasyon merkezlerinde de yaşadığımız ve eğitim konularının tek çatı altında toplanmasının faydasına inandığımız, yerinde olacağına inandığımız bir düzenleme olduğunu düşünüyoruz ve bu düzenlemenin özürlü çocuklarımıza da gözeten bir kapsam içerisinde geliştirilmesinin yerinde olacağını düşünüyoruz. Bu düşüncelerle sizlere saygılarımı sunuyorum, hayırlı olsun diyorum.

 

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Başka bilgi vermek isteyen arkadaşımız...

Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürümüz, buyurun.

 

SOSYAL HİZMETLER VE ÇOCUK ESİRGEME KURUMU GENEL MÜDÜRÜ İSMAİL BARIŞ - Sayın Başkanım, saygı değer milletvekillerimiz; Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Türkiye'de dezavantajlı kesimlere hizmet üreten önemli bir devlet kurumu ve devletin olmazsa olmaz kurumlarından bir tanesi. Ancak dezavantajlı kesimlere hizmet üreten bir kurum. 1983 yılında çıkan 2828 sayılı Yasa'mızla birlikte özel kreşlerin açılmasıyla alakalı birtakım düzenlemeler yapılmış Kanun'umuzda ve daha sonra Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu bugün itibarıyla 1.532 tane özel kreşi ruhsatlandırmış ve onların denetimini üstüne almıştır. Takdir edersiniz ki, bu özel kreş ve çocuk kulüplerinde dezavantajlı kesimlerin çocuklarından ziyade maddi durumu iyi olan veya bir kamu hizmetinde çalışan insanların çocukları yararlanmaktaydı. Oysa bizim kurumumuzun asli görevi dezavantajlı kesimlere hizmet etmekti. Zaten kurumun üzerinde fevkalade ağır bir yük söz konusu, diğer özel huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri ve diğer kurumların denetiminde çok büyük sıkıntılar çekmiş olmamızdan dolayı bu işin denetiminin ayrıca Millî Eğitim Bakanlığı tarafından da ruhsatlandırılan kreşler olması açısından ve eğitim öğretim birliği açısından da Millî Eğitim Bakanlığı bünyesinde olması gereğiyle bizde olan bu yetkinin Millî Eğitim Bakanlığına devredilmesi konusunda bir taslak hazırladık ve bakanlıklarımıza sunduk. Bugün huzurlarınızda olan bu yasa hem denetimde ve uygulamadaki birliği sağlayacak hem de eğitim öğretimin tek elden yürütülmesine katkı sağlamış olacak diye düşünüyor takdirlerinize arz ediyorum.

Teşekkür ederim.

 

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

Basın mensubu arkadaşlarımız görüntülerini bitirdilerse çalışmamıza ondan sonra devam edeceğiz.

Şimdi, müsaade ederseniz tasarının tümü üzerinde görüşmelere başlıyoruz. Söz almak isteyen arkadaşlarımız lütfen isimlerini yazdırsınlar.

Evet sırasıyla, Muharrem İnce arkadaşımız, Ahmet Duran Bulut ve Durdu Özbolat söz istedi.

Başka arkadaşımız var mı? Yoksa Sayın İnce, buyurun.

 

MUHARREM İNCE (Yalova) - Sayın milletvekilleri, öncelikle komisyonun teşekkülünde bir sıkıntı var onu sizlerle paylaşmak istiyorum. Bizim muhatabımız siyasetçidir, bürokrat değildir. Ne Sayın Çubukçu burada, ne Sayın Hüseyin Çelik burada. Ben bu komisyonun üyesi olarak Sayın Bakanla burada tartışmak isterim, ki Bakanların ikisi de burada yok. Yani, bu olmuyor, doğru değil bu. Komisyonumuzda, altı yıldır bu komisyonda görev yapıyorum ben, ikinciye denk geldim böyle bir şeye. Geçen dönemde bir uyarı yapmıştık ondan sonra böyle bir olayla karşılaşmamıştık. Umarım bundan sonra yeniden karşılaşmayız. Ben sayın bürokratları hedef alarak bir konuşma yapmak istemiyorum. Onlar bu ülkenin yöneticileridir ama bizim muhatabımız siyasetçidir. Sayın Bakanları burada göremediğim için üzgünüm.

İkincisi, sadece şunu öğrenmek istiyorum: Karşı çıktığımdan falan değil ama şunu öğrenmek istiyorum, 0-3 yaş gündüz bakımevlerinin eğitimle ne alakası var bunu anlayamadım, bakımevi burası. Şimdi, bakınız ben yıllarca Millî Eğitimin ilköğretim müfettişlerine de, Bakanlık müfettişlerine de yöneticilik yapmış birisi, onlara teftiş vermiş birisi olarak, onlara denetlenmiş birisi olarak söyleyeyim, Türkiye'de yanılmıyorsam 3 bin civarında, 3 bin küsur ilköğretim müfettişi var. Onların iş yükünü artıracaksınız, onları görevlendireceksiniz bu konuda. Hangi ilköğretim müfettişi 0-3 yaş arasındaki çocukların eğitimiyle ilgili, bakımıyla ilgili bilgi sahibidir, bunu öğrenmek istiyorum. Yani bu işten anlar mı ilköğretim müfettişleri, hiç birisi anlamaz. Ben dün en az 7-8 tane ilköğretim müfettişiyle görüştüm. Bakanlık müfettişleri zaten bu işe bakmayacak. Kurum açma, izin, şunlar...İlköğretim müfettişlerini görevlendireceksiniz. Hangi ilköğretim müfettişi bu işi bilir? Bana sorarsanız hiç birisi bilmez. Bu konuda bir önlem alındı mı, yani eğitimde birliğin sağlanmasına? Evet, hiçbir itirazım yok. 36 aylıktan sonraki çocukların eğitimiyle, okul öncesi eğitimle ilgili hiçbir itirazım yok Millî Eğitime devredilmesine ama 0-3 yaşın... Bana bunun gerekçelerini birisi anlatsın ben de anlayayım? Merak ediyorum, 1 yaşındaki bir çocuğun bakımının yapıldığı bir kurumda, bir özel öğretim kurumunda ilköğretim müfettişi, hiç bu konuyla ilgili eğitim almamış birisi nasıl bir denetim yapacak bunları öğrenmek istiyorum?

Teşekkür ederim Sayın Başkanım.

 

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın İnce.

İkinci söz Sayın Bulut'un.

Buyurun Sayın Bulut.

 

AHMET DURAN BULUT (Balıkesir) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlarım; şimdi görüşülmekte olan bu tasarı hakkında görüşümü sunuyorum. Eğitim ve öğretimle ilgili bütün kurumların, Millî Eğitimin denetimi ve gözetimi altında olması şarttır, yani nasıl sürücü kurslarını Millî Eğitim denetliyor ise. Bunun dışında kalmış olan kurumlardan biri de özel güvenlik okullarıdır. Bunu da Millî Eğitim denetlemesi gerekir, bu da bir eksik olan taraftır.

0-3 yaş grubunda eğitim öğretim kurumu değildir, burası bakımevidir. Ancak, oranın gerek ruhsatlandırmada gerekse işletilmedeki denetimleri Millî Eğitim Bakanlığının ilköğretim müfettişlerinin bilgisi dahilindedir. Yani, öğrenci yurtlarının standartlarının belirlenmesinde, açılmasında şartlar nasıl değerlendiriliyorsa buralarda da aynı şekilde normlara uyup uymadığı ve hazırlanan programlar konusunda uyulup uyulmadığını takip ederler. Ama 0-3 yaş bölümü, ben de bir eğitimciyim, eğitim öğretim kurumu değildir, orası bir bakımevidir. 3 yaşından sonra çocuğun eğitimi başlar. Buralarda da mutlaka Sayın Genel Müdürün bahsettiği gibi kurumun kendi elemanlarına bu eğitim öğretimi denetlemesi mümkün değil. Zaten kurum, Çocuk Esirgeme Kurumu da dahil olmak üzere şu an çok büyük bir yükün altına girmiş durumda.

Doğu ve Güney Doğu'da, bilhassa son yıllarda hızla artan nüfusla, Hükûmetin uygulamış olduğu yanlış politikalarla yani oralarda doğum kontrol kaldırıldı, öğrencilere destek adı altında nüfusun çoğalması neredeyse teşvik ediliyor, ancak bunların eğitime, öğretime tabi tutulması, şartların hazırlanması konusunda yeterince tedbir alınamıyor. Çocuk Esirgeme Kurumu Doğu ve Güney Doğu'da lokal bazı programlar uyguluyor. Onları alıp, çocukları yaz aylarında değişik yerlerde kamplara, gezilere götürüyor ama binlerce, yüz binlerce çocuk sokaklarda fuhuş mafyasının, organ mafyasının eline düşmüş, sahipsiz, emniyetin yakaladığı, bir yerde bulduğu kişileri ancak getirip bu kuruma teslim ediyor ama diğerleri başıboş mayın gibi, yarın terör örgütlerinin elinde birer bomba gibi kullanılmak üzere, oralarda maalesef yetişiyor. Komisyonumuzun aslında bu konuda dikkatini çekiyorum. Bu kurumlarda, Çocuk Esirgeme Kurumuna getirilip teslim edilen çocukların bu kurumda rehabilitesi, eğitimi sağlanamıyor, yetersiz. Orası sanki sığınma evi gibi oluyor, çocuk oradan okula gidiyor. Okulla ev arısında kontrol tamamıyla başıboş. O yüzden bu kurumlardan çocuklar sık sık kaçıyorlar. Bu bölgelere, bu alanlara mutlaka YİBO'ların daha aktif bir şekilde devreye sokularak bu sokak çocuklarının, kimsesiz çocukların oralardan alınarak devletin çocuğu olacak, devlet tarafından eğitilecek, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Millî Eğitim Bakanlığının ilkeleri, düşünceleri doğrultusunda yetiştirilmeleri sağlanmalıdır.

Bu, tasarı uygun bir tasarıdır, Millî Eğitim Bakanlığının kontrolünde olmalıdır, faydalıdır. Olumlu olarak değerlendiriyorum. Ama bununla ilgili diğer kurumların da gözden geçirilerek, bahsettiğim gibi özel güvenlik okullarının denetimi, kontrolü de İçişleri Bakanlığından alınarak Milli Eğitim Bakanlığının müfettişleri tarafından eğitim öğretim bölümü takip edilmeli, güvenlik şirketlerinin kontrolü İçişleri Bakanlığınca yapılması devam edilebilir.

Teşekkür ederim.

 

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bulut.

Şimdi söz sırası Sayın Özbolat'ta.

Buyurun Sayın Özbolat.

 

DURDU ÖZBOLAT (Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, komisyonun değerli üyeleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Görüşülmekte olan bu tasarıyla ilgili benim düşüncem, eğitim hizmetlerinin tek çatı altında olmasının büyük faydasının olacağı şeklinde. Yalnız çok sıkıntılar yaşanan bir Bakanlığa yeni bir yükün getirilmesinden dolayı bir altyapı çalışmasının yapılıp yapılmadığı, bu altyapıda ne gibi hazırlıkları Millî Eğitim Bakanlığımızın yaptığını doğrusu kendisinden duymak isterdim.

Tabii, 0-3 yaş grubu başta olmak üzere okul öncesi eğitimde şu ana kadar SHÇEK'in ruhsat, izin verdiği bu kurumlar, bu hizmet sektörü şimdi nasıl bir statüyle Millî Eğitime geçecek. Millî Eğitimin böyle bir kadrosu var mı, böyle bir eğitim almış, işte hemşiresinden tutun da, sağlık görevlisine kadar, öğretmenine kadar çok kadrolarıyla birlikte mi devrolacaklar. Yani, bir SHÇEK'de şu ana kadar o hizmeti veren öğretmenler ya da eğitimciler de , onlarda mı Millî Eğitime devrolacak onu bilmek istiyorum. Zaten şu anda biliyorsunuz eğer yok ise, öğretmen açığını bile kapatamamış bir Millî Eğitim bir çok yerde....

 

AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Özel. Özel o Durdu Bey.

 

DURDU ÖZBOLAT (Devamla) - Devletin de olanlar var sanıyorum. O hizmeti veren devletin kurumları da var ama.

 

AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Yok.

 

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) - Yok, onların statüsü ayrı bu kanun içerisinde değil. O okulların bünyesinde, Millî Eğitim kurumlarının bünyesinde özel kreşler yok .

 

DURDU ÖZBOLAT (Devamla) - SHÇEK'in kendi bünyesinde olan kreş, yuva, kulüp yok mu?.

 

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) - Bildiğim kadarıyla yok.

 

BAŞKAN - Şimdi, herhâlde arkadaşımız sözünü bitirdikten sonra bilgi vereceklerdir. Evet, buyurun siz devam edin Sayın Özbolat.

 

DURDU ÖZBOLAT (Devamla) - Yani, ben bunu, tabii, öğrenmek istiyorum. Bir de işte söylediğim gibi şu an zaten yükü çok fazla olan bir Millî Eğitim Bakanlığı... Öğretmen açığının devam ettiği şu günlerde bir çok okulda öğretmenin olmadığını biliyoruz. Bu yükün üzerine denetimi de üstlendiğinde ya da işte bu konuyla ilgili kadro tahsisinde sıkıntı yaşayacak mı onları öğrenmek istiyorum.

Teşekkür ediyorum.

 

BAŞKAN - Teşekkürler.

Şimdi söz sırası Sayın Dodurgalı'da.

 

ABDURRAHMAN DODURGALI (Sinop) - Sayın Başkanım, değerli arkadaşlar hepinizi saygıyla selamlıyorum.

 

Bir iki hususa kafam takıldı. Bir kere eğitim öğretimin denetimini biz bu yeni düzenlemeyle Millî Eğitim Bakanlığına veriyor gibi görünüyoruz ama benim bildiğim kadarıyla Tevhidi Tedrisat Kanunu'nun zaten 1'inci maddesi bütün eğitim ve öğretimi Millî Eğitim Bakanlığına devreder. Ayrıca bu düzenlemenin yapılmasına olan ihtiyaç hangi husustan kaynaklanıyor onu merak ediyorum? Ayrıca, 1739 sayılı Kanun'un 56'ncı maddesi de zaten güçlendirici olarak eğitim ve öğretimin denetimini zaten Millî Eğitim Bakanlığına veriyor.

Bir de, sanki bu ibareden anladığım kadarıyla Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğüne bağlı her türlü kreş, yuva vesaire bunların tümünün Millî Eğitim Bakanlığı tarafından denetlenmediği gibi bir durum mu var? Bunu merak ediyorum. Eğer denetleniyorsa zaten bu kurumlar buraya bağlı ise zaten denetlenecektir Millî Eğitim Bakanlığı tarafından. Yani, bir temel ilke, yürürlükte değilmiş gibi geldi bana bu ibarelerden veyahut benim, mesela, şu anda muttali olmadığım bir gerekçe de olabilir burada. Öyle bir şey de varsa bunu öğrenmek istiyorum, teşekkür ederim.

 

BAŞKAN - Evet biz teşekkür ederiz.

Başka arkadaşlarımızın soruları...

 

SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Ben bir soru sormak yöneltmek istiyorum arkadaşlara.

Bu özel çocuk kulüpleri kavramı geçiyor yani bundan neyi kastediyorsunuz, boyutu nedir, yaygınlığı nedir?

 

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın Bakanım.

Sayın Hocam, sizin de bir sorunuz var galiba?

 

ÖMER İNAN (Mersin) - Benim de sorum şu: Bu Kanun'un adı "özel öğretim kurumları kanunu" "Öğretim" diyor, hâlbuki bağlanacak kurumların adı özel kreş ve gündüz bakımevi. Bu bakımeviyle öğretimi nasıl bağdaştırıyorsunuz? Millî Eğitimin sanki yükü çok azmış gibi bir de bunu niye ilave ediyorsunuz? SHÇEK ne iş yapacak bundan sonra? Kanaatim, bu özel kreş ve gündüz bakımevlerinin SHÇEK'in denetiminde olmasıdır. Niye bunu düzenlediniz onu öğrenmek istiyorum?

 

BAŞKAN - Evet, çok teşekkür ederiz.

Hangi arkadaşımız cevap verecek?

Sayın Müsteşar buyurun.

 

MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI MÜSTEŞAR VEKİLİ MEHMET TEMEL - Sayın Başkanım, izin verirseniz Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürümüz konularla ilgili açıklama yapacaklar, müsaade ederseniz.

 

BAŞKAN - Buyurun.

 

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİ GENEL MÜDÜRÜ REMZİ İNANLI - Sayın Başkanım, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Ben Okul Öncesi Eğitimi Genel Müdürlüğünü altı yıldan beri sürdürmekte olan bir arkadaşınızım ve bu kanunun hazırlanmasında benimle İsmail Bey'in büyük katkısı oldu. Biz durumları tespit edip sayın bakanlara arz ettik ve sayın bakanlarda "evet" dediler.

Olay şudur efendim. Sayın Milletvekilimiz: Bu bakımevidir Millî Eğitimin ne işi vardır? Bugün artık çocuklarımız anne rahmindeki çocuğun eğitiminden dünyada söz ediliyor. Onun için bir noktada 0-3 yaş arasındaki çocuğumuzun da eğitimi söz konusudur. Ama bugüne kadar yapılan... Ben bizzat bu kurumları gezerek, inceleyerek, gözlemleyerek, İsmail Bey'le paylaşarak bu noktaya geldik. Gerçekten burada eğitim yapılmıyor şu anda. Bir bakın, çalışan anneler çocuklarını baktırmak için buraya götürüyorlar ve burada efendim bir ücret karşılığında hizmet alıyorlar. Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı olan resmî kuruluşları biz almıyoruz. Zaten onların sayısı yedidir. İkisi de sanıyorum çalışmıyor, beşi çalışıyor. Onlar, yine onların bünyesinde kalıyor. Şu anda, özel olarak velinin para karşılığında bakım yaptığı yerlerdir ve buranın da... 0-3 yaş arasındaki bir kreş çalışma yönergemiz de var, programımız da var bizim, Millî Eğitim Bakanlığının hazırladığı ve bir de 3-6 yaş arasındaki çocuklar da var bu kurumlar içerisinde, yalnız 0-3 değildir. 3-6 yaş arasındaki çocuklar da vardır bunların içerisinde. Bir kurumda her yaş grubundan öğrenci alıyorlar, çocuk alıyorlar ve buralarda bakım yapıyorlar. Oysa ki, okul öncesindeki eğitimi takdir edersiniz ki artık dünya kabullenmiş. Biz burada biraz geri kalmışız, bu geri kalışımızı da gidermeye çalışıyoruz.

Bir şey daha söylemek istiyorum, denetimleri şu anda beş yıl öncesinden bu denetim başladı, Millî Eğitim Temel Kanunu'nun bize vermiş olduğu yetki çerçevesinde Millî Eğitimdeki arkadaşlar ilköğretim kreşlerine genelge gönderdik, bu kurumlar eğitim yönünden denetimimiz kapsamındadır dedik ve şu anda...

 

MUHARREM İNCE (Yalova) - 3-6 yaş için mi?

 

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİ GENEL MÜDÜRÜ REMZİ İNANLI - Hepsi için. Kreşleri ve Sosyal Hizmetlere bağlı olan... Zaten 0-3 yaş arasında pek ayrım yoktur arkadaşlar. 4 yaşını da almıştır, 5 yaşını da almıştır. Bir gruba yapmıştır 2 yaş grubu diyor, bir grupta 3 var, 5 var hep beraber yapıyor. Onun için eğitim yönünden dedik ki, bunlar bizim denetimizdedir ve şu anda denetliyorlar ve yine biz önlemler konusunda geçen dönem 13 tane okul öncesi branşından ilköğretim müfettişi aldık artı ilköğretim müfettişlerimizin 650'sini üniversite hocalarından yararlanmak suretiyle, okul öncesindeki eğitimin nasıl yapılacağını ve denetimin ne olacağı konusunda eğittik ve bu bize Millî Eğitim Bakanlığına bir yük getirmeyecek zaten biz bu işi yapıyoruz ve denetimi zaten 1739 sayılı Kanun'dan kaynaklanan yetkiyle bizim denetimimizdir. Şu anda ilköğretim müfettişleri arkadaşlarımız oralara gidip eğitim yönünden... Onun binasına bakamıyoruz işte. Şimdi bize devredildiği zaman, özel okullarımızın açılışında bir standart vardır o standartlara göre diyecek ki, efendim kapısı da şöyle olmalıdır, tuvaleti de şöyle olmalıdır, efendim mekân da şöyle olmalıdır diyebilecek duruma gelecektir, daha yetkili olacaktır ve biz, şahsen, 0-6 yaş arasındaki eğitim diyeceğiz artık bundan sonra, eğitim konusuna ağırlık vereceğiz. Çünkü,artık dünyada çocuk ana rahmindeyken eğitime başlanıyor. Bizim bunu niye yapmamız lazım? Bu konuda Okul Öncesi Eğitim Genel Müdürlüğü tüm hazırlıklarını yapmıştır, programlarını hazırlamıştır ve son olarak da 36-72 ay arasındaki çocukların programını yenilemiştir ilköğretim programına dayalı olarak. Bu kanun üç yıldan beri devam eden bir süreçtir. Bu çıktığı takdirde 0-6 yaş arasında, daha doğrusu 0-72 ay arasındaki çocuklarımızın eğitimi söz konusu olacak ve programları güncelleştirilecektir

Arz ederim.

 

BAŞKAN - Teşekkürler.

Buyurun.

 

SHÇEK GENEL MÜDÜRÜ İSMAİL BARIŞ - Efendim, Millî Eğitim Bakanlığı temsilcisi arkadaşlarım burada. Belki haddimi aşarak söylüyorum onlarla ilgili, ama kız meslek liseleri diye bir eğitim kurumumuz var. Burada çocuk gelişimiyle alakalı bir bölüm var ve oradaki çocuklarımız kreşlerde eğitim görürler. Yine, üniversitelerimizin çocuk gelişimi bölümleri var, buradan mezun olmuş olan arkadaşlarımız da Millî Eğitim Bakanlığının değişik kademelerinde görevlendirilirler. Dolayısıyla, özel kurumların denetimini kız meslek kaynaklı ve çocuk gelişimi bölümü kaynaklı arkadaşlarımızın denetlemeleri sadece eğitim açısından değil bakım açısından da fevkalade önemli buluyoruz biz Genel Müdürlük olarak.

Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun, ulu önder Atatürk'ün de ta kuruluşunda ifade etmiş olduğu şu ölçekle hareket ettiğini ifade etmek isterim: "Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir." diyor ulu önder. Kurum olarak biz bu sözün arkasında, kimsesizlerin kimsesi olma gayreti içerisindeyiz. Dolayısıyla, kimseli olanların, yani annesi, babası olanların daha iyi şartlarda yetişebilecekleri kanaatindeyiz. Dolayısıyla, yine biz kurum olarak, kimsesiz olan, dezavantajlı olan, kimsesiz addedilenlerin hizmetinde olup Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun gerçek amacına ulaşmaya çalışıyoruz.

Bir başkası da: Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu da Türkiye'de seksen bir ilde teşkilatlanmış bir kurumdur. Gerçekten çok zor bir hizmet üretmekte kurum. Çünkü, kimsesi olmayan, suça bulaştırılmış çocuklar, sayın vekilimin de ifade ettiği gibi, çok ciddi bir çalışmayı gerektiriyor ancak Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu yapısal bir değişikliğe muhatap oldu ve bu yapısal değişiklik, artık çocukların kendi ailelerinin yanında bakımlarının sağlanmasıdır. Bir örnekle bunu ifade etmek isterim: Şu anda anne ve babasının veya koruyucu ailenin veya evlat edindirme şeklinde bir ailenin yanında yetişen çocuklarımızın sayısı 19.500 civarındadır. Oysa, yurt ve yuvalarımızda bulunan çocukların sayısı 12 bine düşmüştür. Bu çocuklarımızın sosyal açıdan kendi ailelerinin yanına verilme imkânı bulunmadığı için bu gerçekleştirilmiş ancak, yine koğuş sistemli, 20-30 çocuğumuzun kalmış olduğu koğuşlarda değil, sevgi evleri kapsamı içerisinde değerlendirdiğimiz, en fazla 10-12 çocuğun kalmış olduğu dubleks binalarda yaşayan çocuklarımız. Yalova Milletvekilimizin de bölgesi Yalova'da var böyle bir yerimiz, oradan görmek de mümkün olabilmekte, Türkiye'de yaygınlaştırıyoruz.

Sokakta yaşayan çocuklarla alakalı ise: Sayın Başbakanımızın, beş bakanımızdan oluşan bir komite aracılığıyla sokakta yaşayan çocuklarla ilgili bir model geliştirilmesi talimatı verilmişti bize. Kurum olarak bu modeli geliştirdik ve şu anda Türkiye'de, ciddi manada, sokakta yaşayan çocuk sendromu oldukça aşağı çekilmiş vaziyette ama ekonomik ve sosyal sıkıntılar, bölgeler arası kalkınmışlık farkı, göç, terör gibi sebepler dolayısıyla bu uluslararası boyutu da bulunan "sokak çocukları" kavramını tam anlamıyla yerine oturttuğumuzu söylemek mümkün değil ama Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumunun gerçekten o kadar çok işi var, bu anlamda o kadar çok işi var ki, 0-3 yaş grubundaki çocuklarımızın Millî Eğitimin denetiminde ve gözetiminde daha sağlıklı yetişerek ve zaten yapılmış olan denetimi bir ruhsata bağlama konusunda görevlendirilerek hem Sosyal Hizmetler üzerindeki ağır bir yükü kaldırarak, zamansal ve personel açısından ağır yükü kaldırarak hem de Millî Eğitim Bakanlığının zaten ilişkili olmuş olduğu hizmeti yürütmesine bir miktar daha katkı sağlayarak ve de Tevhidi Tedrisat'a uygun bir davranış olarak karşımıza çıkması açısından bu taslak hazırlanmış ve yine takdirlerinize arz edilmiştir.

Arz ederim.

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Başka sorusu olan?

Buyurun Sayın Hocam.

 

SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Sayın Başkanım, değerli üyeler; ben de arkadaşlarımızın soruduğu soruya Özel Eğitim Kurumları Genel Müdürünün verdiği cevaba, eğer ilavesi varsa şu konulara değinerek bir açıklama yapmasını istiyorum.

Şöyle bir ifade kullanılkdı: "Biz tüm hazırlıkları yaptık." Tüm hazırlıklar ne? Yani, benim de buradan edindiğim kanaat şu: 0-3 yaşının, tamam, bir eğitim tarafı mutlaka var ama siz de diyorsunuz ki: "Biz zaten bunlara baktık." Yani, ilgili kurum baktıysa bugüne kadar ve bundan sonra da bir eğitim yönünü ele alacaksak o zaman biz bir eğitim programı hazırladık mı? İki: Burada çalışan insanların nitelikleri ve eğitim seviyeleriyle ilgili bir kısım kriterler getirdik mi? Kendi denetleme elemanlarımızı bu hususta bir programa aldık mı? Eğer bunların cevabı evetse o zaman demek ki siz hazırlıklarınızı büyük ölçüde yapmışsınız demektir ama bunu duymak istiyoruz.

Teşekkür ederim.

 

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Buyurun Sayın İnce.

 

MUHARREM İNCE (Yalova) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.

Millî Eğitim Bakanlığında başarısını beğendiğim çok az kişi var, birisi Sayın Genel Müdürdür, ender başarılı insanlardan birisidir okul öncesi eğitim konusunda. Beni herhalde yanlış anladınız siz. Sözlerimi tekrarlayayım: Ben devredilmesin demedim. Aynı Sayın Güçlü'nün söylediklerinin benzerini söyledim. Dedim ki: "İlköğretim müfettişleri hizmet içi bir kurstan geçti mi bunun için? Bir hazırlık yapıldı mı?"

Ben dün pek çok yöredeki ilköğretim müfettişi arkadaşlarıma telefon açtım. Bana söylediklerini aktarıyorum size. Dediler ki: "Biz, 36 aylığın üstündekilerle ilgilendik ama 0-3 yaş arasıyla, 0-36 ay arası çocuklarla ilgilenmedik. Burası bir bakım." Ben de öğrenmenin yaşam boyu olduğunu, ana rahminden itibaren çocuğun eğitilebileceğini, öğretilebileceğini ben de biliyorum bunları. Sadece, kadrolarınız buna hazır mı diye sordum.

Bir de şu bağlantısı var mı acaba? Okul öncesi eğitimdeki okullaşma oranıyla ilgili Sayın Başbakanın bir hedefi var, bir hedef koydu. Acaba o hedefe ulaşmada istatistiklerle oynamak için mi böyle bir yola gidiliyor? Bunu bilmiyorum, bunu araştıracağım, bu yeni geldi aklıma. Yani, bu konuda ben şunu öğrenmek istiyorum sadece: Aynı Sayın Güçlü'nün söylediklerini söylüyorum. Siz, müfettişleriniz, bunu denetleyecek kişiler çeşitli eğitimlerden geçti mi? Önce kendileri buna hazır mı? Benim sorduğumda hiç böyle bir eğitimden geçmemişler. Yani "1.532 tane kurum" dediniz, belki 5 bin. Bu kadar kurumu... Toplam ilköğretim müfettişi sayısı kaçtır? Yanılmıyorsam 3.500 veya 4 bin civarındadır. Bu nasıl olacak? Bu iş yükü de doğuracak tabii ki. Ben bunları öğrenmek istiyorum. Yoksa, 0-3 yaş arasındaki çocukların eğitilemeyeceğini söylemedim Sayın Genel Müdür.

Teşekkür ederim.

 

BAŞKAN - Teşekkürler Sayın İnce.

İlave edeceğiniz bir şey var mı Sayın Genel Müdür?

Buyurun.

 

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM GENEL MÜDÜRÜ REMZİ İNANLI - Efendim, 650 ilköğretim müfettişini çeşitli bölgelerden alarak, okul öncesindeki eğitim nasıl olmalıdır, denetimi nedir diye eğittik ve bunları da gittikleri illerde de diğer arkadaşlarını bilgilendirmek üzere, bunun dışında, bizim öğretmenlerimizi de okul öncesinde çalışan öğretmenlerimizi de bu konularda her yıl yeni bilgilerle teçhiz ediyoruz. Artı, 13 tane geçen sene okul öncesi branşında müfettiş alındı. 40 tane bırakılmıştı fakat yazılı sınavı kazanan olmadığı için 40 kadro tamamlanamadı. Biz, her alım döneminde okul öncesi branşından da müfettiş alınması için çaba gösteriyoruz. Artı, bizim kreş programımız da vardır, müfredatımız da vardır 0-3 arasında ama şimdi bu kanun çıktıktan sonra biz bunu bir bütün olarak da çalışmaya başlayacağız. Çünkü bizim çalışmalarımızı gerçekten üniversite hocalarımızla, bu alandaki yetkili kişilerle yapıyoruz ve ben size Sayın Başbakanımızın söylediği o hedefe ulaşmak için, 2013 yılı sonu itibarıyla Türkiye'de iki yaşta, 48-72 arasındaki çocuklarımızın yüzde 50'si okullaşacaktır. Biz bunun hesabını yapmışız ve her ile ben resmen bildirdim. A ili, siz bu yıl şu oranı yakalayacaksınız ve sizin yapmanız gereken öğretmen yönünden bu, bina yönünden bu. Bunların hepsi hesaplanmıştır ve şu anda da size geldiğimiz noktayı arz etmek isterim. 2002, 2003 yılında 418 tane ana okulumuz vardı.  Şu andaki resmî rakamımız 930'dur, müstakil ana okuludur. Toplam kurum sayımız 11 bindi 2002, 2003'te, şu anda 22.506 kurumda ana sınıfı vardır. Çocuk sayımız 320 binden 701.762'ye yükselmiştir. Kadrolu öğretmen sayısı 18.921'den 25.901'e çıkmıştır. Kadrosuz usta öğretici 18.921 iken şu anda 15.934'tür ve okullaşma oranı şu an itibarıyla yüzde 27'dir Türkiye'de 2 yaştaki okullaşma oranı ve bu SHÇEK'te olsun, özellerde olsun toplam öğrenci sayısı 40 bindir. Yani, şimdi bizim Millî Eğitim Bakanlığına bağlı olan özel okullarda olsun, TED Kolejinin bünyesinde olsun SHÇEK'e bağlı olsun, toplam öğrenci sayısı zaten 40 bindir. Yük zaten Millî Eğitim Bakanlığının üzerindedir, zaten bunu götürüyor. Ben, bir yük olacağını pek düşünmüyorum ama tabii işimiz çoğalacak. Çoğalsın varsın.

Arz ederim.

 

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genel Müdürüm.

Değerli arkadaşlarım, tasarının tümü üzerindeki görüşmelerimiz burada tamamlanmıştır.

Tasarının maddelerine geçilmesini oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının 1'inci maddesini okutuyorum:

 

(1'inci madde okundu)

 

BAŞKAN - Madde üzerinde bir önerge vardır, şimdi de o önergeyi okutuyorum:

Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanlığına

Görüşülmekte olan; "Özel Eğitim Kurumları Kanunu ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın 1/496" Çerçeve 1 inci maddesiyle, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununun 2 nci maddesine eklenen (p) bendinin aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

Sami Güçlü                        Avni Erdemir             Abdurrahman Dodurgalı

 ( Konya )                          ( Amasya )                         ( Sinop )

 

Gülsen Orhan        İbrahim Mete Doğruer

   ( Van )                         ( Osmaniye ) 

"p) Özel kreş ve gündüz bakım evleri: 36 aya kadar olan çocukların bakımlarını, 36-72 ay grubundaki çocukların eğitimlerini gerçekleştirmek, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumak ve geliştirmek ve bu çocuklara temel değer ve alışkanlıkları kazandırmak amacıyla açılan ve yatılı olmayan özel öğretim kurumlarını,"

Gerekçe

Uygulamada genellikle çocukların yaşı yıl olarak değil, ay olarak yer almaktadır. Ayrıca, 3 yaşa kadar her iki grupta da yer verildiğinden, uygulamada 3 yaşın hangi grupta değerlendirileceği bazı tereddütlere sebebiyet verecektir. Uygulamada beraberliğin sağlanması ve tereddütlere sebebiyet verilmemesi bakımından; çocuk yaşının yıl yerine, ay olarak belirlenmesinin uygulamada oluşabilecek tereddütleri ortadan  kaldıracağı kanaatindeyiz.

 

BAŞKAN - Gerekçede de anlaşıldığı kadarıyla "yıl" yerine "ay itibariyle" olması yönünde bir standart getiriyor zannederim. Değişiklik daha çok bunu öneriyor.

Madde üzerinde söz almak isteyen arkadaşlarıma sırasıyla söz vereceğim.

Buyurun Sayın Erdemir.

 

AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Sayın Başkanım, bugün görüştüğümüz tasarı özel kreş ve gündüz bakım evlerini ve kulüpleri ilgilendiren bir tasarı. Bu değişiklikle birlikte aslında Sosyal Hizmetler Kurumumuz asli görevine dönüyor. Asli görevi, Sayın Genel Müdürümüzün de ifade ettiği gibi, daha ziyade kimsesiz çocuklara devlet şefkat elini uzatacaktır. Onların bakımı, eğitimi bir bakıma onların denetim ve gözetiminde gerçekleştirilecektir. Bu değişiklikle birlikte Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğümüz bu fonksiyonunu devam ettirecek, yani kendi resmî bünyelerinde çocuk bakımı 0-3 yaşından 6 yaş hatta liseyi bitirene kadar eğitim süreçleri devam edecektir ama burada özel kreşler, bakım evleri her nedense bu Sosyal Hizmetler Kurumu Kanunu'nda, yani 2828 sayılı Kanun'la Sosyal Hizmetler Kurumuna verilmiş. Oysa, bizim Özel Öğretim Kurumları Kanunumuz, 5580 sayılı Kanunumuzda tüm özel öğretim kurumları Millî Eğitim Bakanlığına devredilmiştir. Gözetimi, denetimi Millî Eğitim Bakanlığınca yapılacaktır. Burada bir çift başlılık vardır. Tüm özel öğretim kurumları Millî Eğitim Bakanlığı tarafından denetlenecekken, gözetilecekken, bir bakıma Millî Eğitim Bakanlığına bağlıyken bu kreşler, özel kreşler ve bakım evleri Sosyal Hizmetler Müdürlüğünde. Bu tasarıyla birlikte bu çocuk kreşleri, bakım evleri ve kulüpleri de Millî Eğitim Bakanlığının gözetim ve denetimine devredilmiş olacaktır ki, bunu hem gözetim ve denetimin sağlıklı yürümesi bakımından hem de çatıda birlik açısından çok önemli buluyorum. Diğer taraftan bir kuşku var. "Acaba, Millî Eğitim Bakanlığı buna hazır mı?" Bana kalırsa, kadro bakımından Sosyal Hizmetler Kurumu Genel Müdürlüğünden çok daha hazır durumdadır. Çünkü Sosyal Hizmetler Genel Müdürlüğüne de yetişmiş elemanı veren Millî Eğitim Bakanlığıdır. Millî Eğitim Bakanlığının kurumlarında kız meslek liselerimizin çocuk gelişimi bölümünde yetişen çocuklarımız zaten orada görev yapıyor. Dolayısıyla, yine ana okulu öğretmenleri, okul öncesi öğretmenleri yine Millî Eğitim Bakanlığı tarafından görev yapmaktadır. Müfettişlerimiz genel olarak her türlü denetimi bir bakıma yapmak üzere görevlendirilmişlerdir ki, eğitim psikolojisini her müfettişimiz okuyor. Eğitim psikolojisinin içerisinde, hepimiz biliyoruz ki, 0-3 yaşından çocukluk döneminin bitimine kadarki gelişim evreleriyle ilgili her türlü eğitimi müfettişlerimiz de almaktadır. Ben bu manada Millî Eğitim Bakanlığının çok daha yetkin olduğuna inanıyorum ve bu değişikliğin doğru olduğu kanaatindeyim, hatta sayın milletvekilimin ifade ettiği gibi, özel güvenlik kurumlarının da Millî Eğitim Bakanlığına devredilmesinin uygun olacağına inanıyor hepinize saygılar sunuyorum.

BAŞKAN - Teşekkürler.

Buyurun Sayın Dudurgalı.

 

ABDURRAHMAN DODURGALI (Sinop) - Ben de tekrar söz alma gereğini duydum.

Şimdi burada "p" maddesinde özel kreş ve gündüz bakım evleri 0-3 yaş grubundaki çocukların bakımları sadece. Çünkü devam ediyor ondan sonra. "3-6 yaş grubundaki çocukların eğitimlerini, bedensel ve ruhsal sağlıklarını kazandırmak" vesaire. Yani, 0-3 yaş grubundaki çocukların sadece bakımları anlamına gelen bir ayrışma yapılmış burada. Eğitimleri yok mu bunların? Yani, toplantımızın başından beri müzakere ettiğimiz husus sanki burada perçinleniyor. 0-3 yaş grubundaki çocukların bu kurumlarda sadece bakımları yapılır, eğitimleri yapılmaz sonucunu çıkaracak bir cümle geliyor. Şöyle desek bunu: Mesela, 0-6 yaş grubundaki, yani o ayırımı kaldırıp 0-6 yaş grubundaki çocukların bakımlarını, eğitimlerini gerçekleştirmek, bedensel, ruhsal sağlığını kazandırmak. Yani, böyle kurulmayıp da ibare böyle kurulunca bu ayırım yapılıyor gibi geliyor bana. Bunun bu şekilde değiştirilmesi doğru olacak.

Bir de, demin "yüzde 40'ı" diye bir oran verildi, verilen oranı öğrenmek istiyorum. O okul öncesi çocukların kurumsallaştırılmış olan rakamı mı?

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM GENEL MÜDÜRÜ REMZİ İNANLI - Okullaşma oranı yüzde 27, Özel öğretim Genel Müdürlüğüne bağlı okullarda okuyan 0-6 yaş arası çocuk sayısı 40 bin. Toplam rakamımız da 701.500.

 

ABDURRAHMAN DODURGALI (Devamla) - 700 bini yüzde 40 olursa bu aşağı yukarı, yani dört nesilde 1 milyon 700 bin öğrenci falan var demektir.

 

BAŞKAN - Oraya eğitimlerini de ekleme konusuna ne diyor sayın Hükûmet temsilcileri?

 

ABDURRAHMAN DODURGALI (Devamla) - Eğitimini ekleme değil de 0-3, 3-6 ayırımını kaldıralım, 0-6 yaş olsun.

 

BAŞKAN - Önerge verildi o zaten aya dönüşüyor, 72 ay oluyor.

O zaman siz, bakım mı, eğitim mi, ona ne diyorsunuz?

 

ABDURRAHMAN DODURGALI (Devamla) - 72 aya kadar olan okul öncesi çocukların bakımlarını, eğitimlerini gerçekleştirmek, onlara temel değerler kazandırmak...

 

SHÇEK GENEL MÜDÜRÜ İSMAİL BARIŞ - Katılıyoruz Sayın Başkanım.

 

BAŞKAN - Sayın Müsteşar?

 

HÜKÜMET TEMSİLCLİSİ - Katılıyoruz.

 

BAŞKAN - Buyurun Sayın Hocam.

SAMİ GÜÇLÜ (Konya) - Şu ana kadar Bakanlık yetkilileri hep eğitimin olduğunu söylediler. Arkadaşımız da çok haklı olarak, kanun metninde "bakım" ifadesinin olduğunu söylüyor. O zaman bu "bakım" ifadesinin yalnız başına bulunması doğru değil. Yani, mademki savunuyorsunuz o zaman bakım ve eğitimini birlikte kaydedelim.

Benim önerim de budur.

 

SHÇEK GENEL MÜDÜRÜ İSMAİL BARIŞ - SHÇEK olarak biz katılıyoruz, zaten böyle olmasını arzu ediyoruz. Belki bir teknik hata yapılmıştır.

 

BAŞKAN - Sayın Müsteşar ne diyor?

 

HÜKÜMET TEMSİLCİSİ - Katılıyoruz efendim.

 

BAŞKAN - O zaman bu önergeyi de o şekilde düzeltelim. 0-72 aylık oluyor o zaman öyle mi? Diğerini de "bakım ve eğitimlerini" diyelim.

Düzeltilmiş haliyle okuyorum: "Özel kreş ve gündüz bakım evleri 36 aya kadar olanla..." 36-72'yi ayırıyordu, onun yerine "0-72 ay grubundaki çocukların bakım ve eğitimlerini gerçekleştirmek" şeklinde önergeyi düzeltiyoruz eğer bir itiraz yoksa.

Buyurun Sayın Doğan.

 

AVNİ DOĞAN (Kahramanmaraş) - Sayın Başkanım, eğitim sıfır yaşında başlar bir ömür boyu sürer. Eğer çocuk kreşe gitmiyorsa da evde bir eğitim alır ama bu bir programlı bir eğitim değildir, bir müfredatı olan eğitim değildir. 0-3 yaşındaki çocuğu eğer bir eğitim programına dahil edecekseniz bir müfredat hazırlayacaksınız. Bu da pedagojik değil, bu da doğru değil. 0-3 yaşındaki çocuğa elbette ki tuvalet eğitimi verilir kreşte. Bu rutindir, yani bu rutindir. Zaten bir programa falan gerek yok. Bir yemek yeme eğitimi verilir. Bu rutindir. Bir temizlik eğitimi verilir. Bu rutindir ama bunu denetime tabi, bir programa tabi eğitim olarak algılayamazsınız. Hiç kuşkusuz, öğrenmenin yüzde 50'sı 0-6 yaş grubu arasında oluyor. Yani, bir kere bir dil öğreniyorlar, bir lisan öğreniyorlar. Bir lisanın her kelimesi bir kavramdır. O kadar kavramı 6 yaştan sonra bir insanın öğrenmesi de mümkün falan değildir.

Şimdi, teknik olarak oraya "eğitim" kelimesinin eklenmesini ben çok doğru bulmuyorum. Siz ne müfredatı hazırlayacaksınız Allah aşkına 0-3 yaş grubu çocuk için. Nasıl bir program hazırlayacaksınız. Rutin olan, insani olan, evrensel olan, evrensel rutin olan şey zaten verilir. Bir annenin yaptığı şeyi yapmaktır orada 0-3 yaş grubu arasına. Bir eğitim programına dahil etmek, 0-3 yaş çocuğunun üzerine bir de mükellefiyet yüklemek manasına gelir, sorumluluk yüklemek manasına gelir. Bu da mümkün değildir. Yani, olay doğrudur, buradaki düzenleme doğrudur. Onun için, böyle bir ayrıştırmaya gerek yok. Zaten biz, yetişmiş çocuklarımızı, lise öğrencilerini bir eğitim, öğretim programıyla bir yarış atına döndürdük. Bu işi sıfır yaşından başlatmanın ne gereği var ne de faydası var.

Teşekkür ediyorum.

 

BAŞKAN - Teşekkürler.

Buyurun Sayın Işık.

 

FİKRİ IŞIK (Kocaeli) -Sayın Başkanım, ben de Avni Beyin düşüncelerini ifade edecektim benzer şekilde ama Avni Bey gerçekten güzel ifade etti. Eğitim dediğiniz zaman bir müfredat programı da koymak durumundasınız, öğrenciyi de idareyi de onunla sorumlu tutmak durumundasınız. Halbuki 0-36 ay arası böyle bir zorunluluğun olmadığını düşünüyorum. Yani, kanun tasarısının geldiği metniyle sadece yılın ay olarak değiştirilmesinin yeterli olacağını düşünüyorum.

Teşekkür ederim.

 

BAŞKAN - Teşekkürler.

Buyurun Sayın Genel Müdür.

 

OKUL ÖNCESİ EĞİTİM GENEL MÜDÜRÜ REMZİ İNANLI - Değerli milletvekilleri, bizim şu anda 0-3 yaş arasındaki çocuklarımızın kreşle ilgili programı var, yani programsız değil. Bizim, 0-3 olsun, 3-6 olsun, arasındaki çocuklarımızın tabii bakım ağırlıklı ama bakım eğitim ağırlıklıdır. Yani, bir tuvalete gitme, buyurduğunuz gibi, bir eğitimdir, bir yemek yemesi bir eğitimdir, bir uyku saati eğitimdir, bir oyun oynaması eğitimdir. Zaten eğitimle beraber veriliyor ve bizim bir programımız var şu anda, programsız değildir. 0-3 arasında da var, 36-72 arasında da var programımız, müfredatımız var.

Bir de, söz almışken bu yaş konusunu, müsaade ederseniz açıklayayım. 1739 sayılı Yasa'da ve 222 sayılı İlköğretim Kanunu'nda mecburi öğretimin 6-14 yaş arasında olduğunu söyler. Biz buraya "ay" aldık. Orada bir kavram karışıklığı var. Bazılarına göre, mesela, deniyor ki, 6 yaş okul öncesidir. 6 yaş okul öncesi değil, 6 yaşta ilköğretim başlıyor ve dünyada 0-12 arası sıfır yaş olarak kabul ediliyor. Bizde bazı kesimler 0-12'yi 1 yaş kabul ediyor. O zaman 6 yaşı okul öncesine katmak durumunda kalıyorsunuz 7 yaş oluyor bu defa. Onun için, biz biraya dedik ki, 0-36 ay arasındakilere kreş olsun, 36-72 ay arasındakine de okul öncesi eğitim olsun ve 6 yaşı bitirip 7 yaşına girdiği, 72 aya bastığı zaman da ilköğretime gitsin. Bu kavram kargaşasını ortadan kaldırmak için ayı kullandık.

Arz ederim.

 

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Değerli arkadaşlarım, ortaya çıkan durum şu ki, olayı teknik bakımından yürüten arkadaşlarımız pedagojik olarak da 0-36, 36-72 ayı daha doğru buluyorlar. Eğer burada ittifak varsa oylayacağım metni ve bu hususta daha fazla, uygulamadaki teknik adamların...

ABDURRAHMAN DODURGALI (Sinop) - Efendim, doğru bulmuyorlar. Çünkü Genel Müdürümüzün söylediğine göre şu anda bile bir program var. Bu program varsa burası bir eğitim kurumudur. Hatta şöyle söyleyeyim: Bu programının olamayacağını söylemek bile bir programdır. Biz burada bir ayırım yapmıyoruz, yaygın eğitim, örgün eğitim kurumudur demiyoruz. Örgün eğitim yöntemleriyle eğitimini gerçekleştiren bir kurumdur. Yani 0-3 yaş çocuklarıyla ilgilenip de eğitimle ilgilenmediğinizi söylemek doğrusu bana hiç de inandırıcı gelmiyor. Muhakkak bunun eğitim olarak burada zikredilmesi lazım ki biz de Millî Eğitime bunun denetimini verelim. Şu anda bile bir programa tabi olarak yürütülüyor bu iş.

 

BAŞKAN - Sayın Dodurgalı, buna bir itirazları yok zaten. Dikkatle dinlediyseniz

Dikkatle dinlediyseniz "Bakım ve eğitime itirazımız yok." dediler. Sadece, arkadaşlarımız dedi ki: "Yani, 0-72'yi alalım." o kadar. Yoksa 0-36'nın olmasında da yarar gördüğünü söylediğine göre, eğitimi ilave edelim, eğer sakınca görmüyorlarsa, 0-36 aya "bakım-eğitim" diğerine de "eğitim" diyelim, olayı bitirelim.

 

ABDURRAHMAN DODURGALI (Sinop) - Tamam o zaman.

BAŞKAN - Var mı başka bir itiraz?

Buyurun.

 

AVNİ ERDEMİR (Amasya) - Sayın Başkanım, ifade ettiğiniz gibi yaparsak, daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. 0-3 yaş grubundaki çocukların "bakımlarını ve eğitimlerini" 36-72 aydaki çocuklarımızın ise "eğitimlerini" ifadesini dersek daha sağlıklı olur diye düşünüyorum. 0-72 ay dersek, iki ayrı müfredat vardır, 0-36 ayla 36-72 aylık çocukların müfredatları farklıdır. O yüzden, 0-72 demenin sağlıklı olmayacağı kanaatindeyim.

 

BAŞKAN - Teşekkür ederim.

Şimdi, o zaman, değerli arkadaşlarım, son şekli diyerek okuyorum: "Özel kreş ve gündüz bakımevleri 36 aya kadar olan çocukların bakım ve eğitimlerini, 36-72 ay grubundaki çocukların eğitimlerini gerçekleştirmek, bedensel ve ruhsal sağlıklarını korumak ve geliştirmek ve bu çocuklara temel değer ve alışkanlıkları kazandırmak amacıya açılan ve yatılı olmayan özel öğretim kurumlarını..." şeklinde önergede değişiklik oldu.

Bu değişiklikle 1'inci maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi, 2'nci maddeyi okutuyorum.

(Madde 2 okundu)

BAŞKAN - Madde üzerinde bir önerge var, okutuyorum.

Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanlığına

Görüşülmekte olan; "Özel Öğretim Kurumları Kanunu ile Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Tasarısı'nın 1/496" çerçeve 2'inci maddesiyle, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa eklenen Geçici 5 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının aşağıdaki şekilde değiştirilmesini arz ve teklif ederiz.

    Sami Güçlü                      Abdurrahman Dodurgalı               İ. Mete Doğruer

         Konya                                   Sinop                                    Osmaniye

                       Avni Erdemir                                     Gülşen Orhan

                          Amasya                                                    Van

Geçici Madde 5 - 24/5/1983 tarihli 2828 sayılı Sosyal Kurumu Kanunu ile bu Kanuna dayanılarak çıkarılan ilgili yönetmelik hükümleri gereği izin almış olan özel kreş ve gündüz bakım evleri; Milli Eğitim Bakanlığı özel öğretim kurumları mevzuatı hükümlerine uygun olarak açılış izinlerini, özel çocuk kulüpleri ise, açılış izinlerini özel öğrenci etüt eğitim merkezi olarak 31/12/2008 tarihine kadar yenilerler.

Söz konusu kuruluşların her türlü iş ve işlemleri 31/12/2008 tarihine kadar, Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir,"

Gerekçe

Bu maddenin birinci fıkrasında geçen "Özel öğretim kurumlarına ilişkin yönetmelik" ibaresi yerine, "özel öğretim kurumları mevzuatı" ibaresinin daha geniş kapsamlı olması ve ikinci fıkranın başındaki "Açılış izinlerinin yenilenmesine kadar" ibaresinin çıkarılmasının uygulamada oluşabilecek tereddütleri ortadan kaldıracağı kanaatindeyiz.

 

 BAŞKAN - Evet, anladığım kadarıyla, belli bir yönetmelik yerine "ilgili mevzuat" demişler, onu kapsayacak bir değişiklik önergesi var.

Söz almak isteyen arkadaşlarımız varsa, buyursun efendim.

 

NECLA ARAT (İstanbul) - Ben söz almak istiyorum.

 

BAŞKAN - Buyurun Hocam.

 

NECLA ARAT (İstanbul) - Şimdi, burada bu, sanıyorum oturumun başında da dile getirildi ama, atlandı, özel çocuk kulüpleri açılış izinlerini özel öğrenci etüt eğitim merkezi olarak yeniliyorlar. Bu özel çocuk kulüpleri özel öğrenci etüt eğitim merkezleri konusunda biraz bilgi almayı ben istiyorum. Bunların durumları nedir, bu kulüpler kimler tarafından açılabiliyor? Genel mevzuata tabi olacakları söyleniyor ama, bu konuda şimdiye kadar açılmış olanlarla ilgili herhangi bir bilgiye sahip değiliz. Bize biraz bilgi verilirse memnun olurum.

Teşekkür ederim.

 

BAŞKAN - Tabii Hocam.

Kim bilgi verecek arkadaşlar?

 

SHÇEK GENEL MÜDÜRÜ İSMAİL BARIŞ - Sayın Başkanım, izin verirseniz, Özel Öğretim Kurumları Genel Müdür Yardımcısı arkadaşımız var, bilgi arz edecekler.

 

BAŞKAN - Buyurun.

 

ÖZEL ÖĞRETİM KURUMLARI GENEL MÜDÜR YARDIMCISI MUSTAFA ÇANDIR - Değerli Başkanım, şu anda Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne bağlı olarak çalışan değişik kurumlarımız var. Bunlar okullar, dershaneler, sürücü kursları ve bunlara ilave edilen, 5378 sayılı Yasa ile birlikte özel eğitim kursları ve bir de öğrenci etüt eğitim merkezlerimiz var. Öğrenci etüt eğitim merkezlerinin yönetmeliğini 1985 yılında çıkarttık ve şu anda yürürlükte. Toplam kurum sayımız 408. Burada yapılan eğitim SHÇEK'e bağlı çocuk kulüplerinin eğitimine benzer, zaten yaş grubu olarak da 7 ile 12 arasında ve ilköğretime devam eden öğrencilerin eğitimleriyle ilgili. Bu öğrenci etüt eğitim merkezlerine neden ihtiyaç duyduk? Eğer, uygun görürseniz onunla ilgili de kısa bir bilgi vermek istiyorum.

Türkiye'de ilköğretimde eğitim bazı yerlerimizde tekli sistemde değil, çiftli eğitim öğretim söz konusu. Onun için, çocukların eğitimden sonra nereye gidecekleri konusunda bir sıkıntı yaşanmıştır. O sıkıntıyı gidermek maksadıyla, en azından ne idüğü belirsiz insanların eline düşmemesi için, bu çocukların öğretmenlerin denetimi ve gözetimi altında eğitimlerine devam etmeleri düşüncesiyle böyle bir çalışmayı gerçekleştirdik ve öğrenci etüt eğitim merkezlerinin sayısı 408. Çocuk kulüplerini de zaten öğrenci etüt eğitim merkezlerine adapte ediyoruz. Onlarla ilgili standartlarımız söz konusu. Burada derse girecek öğretmenler de sınıf öğretmenlerimiz efendim.

Teşekkür ederim.

 

BAŞKAN - Ben teşekkür ederim.

Hocam, tatmin oldunuz mu?

 

NECLA ARAT (İstanbul) - Teşekkür ederim.

 

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİ GENEL MÜDÜRÜ REMZİ İNANLI - Sayın Başkanım, bu konuda bir bilgi arz edebilir miyim, ek bir bilgi bu kulüpler hakkında?

 

BAŞKAN - Tabii, buyurun.

 

OKUL ÖNCESİ EĞİTİMİ GENEL MÜDÜRÜ REMZİ İNANLI - Sayın katılımcılar, bizim bir sıkıntımız var okul öncesinde. Şimdi, bu bize geldiği zaman, sıkıntı biraz daha artacak. Çocuk kulüplerini niye istiyoruz? Haftalık öğretmenin çalışma saati okul öncesinde, anaokullarında kırk saattir. Öğretmen kırk saati aştığı zaman diyor ki: "Ben okulda durmam, gideceğim." Ama çalışan anneler var. Çalışan anneler 5'e, 6'ya, 7'ye kadar çalışıyorlar. Bu defa, çocuklar okullarda kalıyor bir idarecinin üzerinde. İdareci 100, 200, 300 öğrenciye bakamıyor. Biz de resmî okullarımıza kulüp sistemini getirmeye çalışıyoruz ve yönergemizi de Talim Terbiyeden geçirdik. Mesai saatinden sonra  saatli olarak öğrenciler okulda kalacak, kadrolu öğretmenlerimiz isterlerse ek bir ücret alarak eğitimlerini sürdürecekler "Yok, benim işim var, gidiyorum." derse kız meslek lisesi mezunu çocuklarımızdan ve okul öncesi öğretimi alan üniversite mezunu çocuklarımızdan istihdam ederek, orada iki saatlik, üç saatlik, cüzi bir ücret ödeyerek çocuklarımızın eğitimine ve bakımına devam edecekler. Ben bunun uygulamasını Avrupa'da da görmüştüm, başka da çözüm yolumuz yok. Mesela, yarım gün eğitim yapıyoruz, altı saat efendim öğleye kadar, öğleden sonra anne çalışıyor "Ben çocuğumu almam." diyor. Çocuğu biz sokağa bırakamıyoruz veya evinde başka bir bakıcı olduğu zaman aileye bir yük teşkil ediyor. Ama, yaptığımız hesapta günde iki saatlik bir eğitim alırsa, veli ayda 50 lira verecek; üç saat olursa 70 lira gibi bir ek verecek ve çocuk gün boyu eğitimcilerin elinde kalacak.

Arz ederim.

 

BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Genel Müdürüm.

Arkadaşlarımızın başka bir sorusu yoksa, maddeyi önergedeki şekliyle oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Şimdi 3'üncü maddeyi okutuyorum.

(Madde 3 okundu.)

 

BAŞKAN - Madde üzerinde söz almak isteyen... Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

4'üncü maddeyi okutuyorum.

(Madde 4 okundu)

 

BAŞKAN - Madde üzerinde söz almak isteyen... Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

5'inci maddeyi okutuyorum.

(Madde 5 okundu)

 

BAŞKAN - Madde üzerinde söz almak isteyen... Yok.

Maddeyi oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Tasarının tümünü oylarınıza sunuyorum: Kabul edenler... Etmeyenler... Kabul edilmiştir.

Değerli arkadaşlarım, şimdi, Hükûmet yetkilisi arkadaşlarımız çıkabilir. Komisyon üyesi arkadaşlarımıza Yalova Belediye Başkanının oradaki Atatürk Köşkü'yle ilgili on dakikalık bir sunumu var, arkadaşlarımızın vakti varsa. Hatırlarsanız, daha önce kararlaştırmıştık, sonra olmadı. Eğer vakti olan arkadaşlarımız burada kalırlarsa onu dinleriz.

Hükûmet temsilcisi arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

 

YALOVA BELEDİYE BAŞKANI BARBAROS HAYRETTİN BİNİCİOĞLU - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.

Bu kasvetli Ankara havasından sizi biraz Yalova'ya, Yalova sahillerine götürelim ve Atatürk'ün kenti olan Yalova'dan da Yalovalıların selamlarını da iletmek istiyorum.

Daha evvelde bu Komisyonda ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunda da tartışma konusu olduğunu bildiğimiz Atatürk'ün Yürüyen Köşk'üyle ilgili ben, tabii ki konuyla direkt muhatap olması dolayısıyla Sayın Başkanımızdan rica ettim, o da sanıyorum, bunun Mustafa Kemal Atatürk'ün önemli bir eseri olduğunu düşünerek, sağ olsun bana burada on dakikalık bir brifing verme imkânı sağladı. Kendisine ve sizlere teşekkür ediyorum.

Atatürk'ün Yürüyen Köşk'ü çevre açısından ve liderlik açısından çok önemli bir mesaj taşıyor. Atatürk 19 Ağustos 1929 tarihinde Yalova'ya geliyor ve Yalova'da yaklaşık yedi sene kalıyor. Tabii, çeşitli defalar gece kalıyor, çeşitli defalar gündüz gelip gidiyor ama, çok önemli kararlarını aldığı ve uzun bir vakit geçirdiği bir kent Yalova. Ayrıca, Yalova'nın tarihi de, kent olarak tarihi, Atatürk'le başlıyor. Daha önce bir nahiye görünümünde, nahiye zaten, bir ilçeye çevriliyor ve Atatürk sayesinde de Yalova planlanıyor ve modern, çağdaş bir kent olarak bugüne kadar geliyor. Orada bıraktığı çok önemli eserler var, fikrî eserler dışında bir de bir de maddi eserler var. İki tane de evi var kendisinin. Bir tanesi, sizlerin de belki yakından tanıdığı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin misafirhanesinin bulunduğu yerdeki Atatürk Köşkü; diğeri de yine Yalova'nın merkezinde, sahilde, aslında onun çok duygusal ve insani yönünü ifade eden bir ev. Aslında "köşk" diyorlar ama köşk değil, çok küçük, sade, mütevazı bir ev.

Atatürk 1929 senesinin 21 Ağustos'unda yatıyla İstanbul'dan yola çıkıyor Yalova'ya gelmek üzere ve bu, şu anda bahsettiğimiz Yürüyen Köşk'ün olduğu yerde bulunan çınar ağacı dikkatini çekiyor Marmara Denizi'nden ve o çınar ağacını görmek için karaya çıkıyor. O heybetli çınar ağacının yanı başına da bir ev yapılmasını istiyor. Yirmi bir-yirmi iki günde bu ev yapılıyor, kendisine teslim ediliyor. Bir süre sonra bu çınar ağacının yanındaki ev bittikten sonra ağacın dalının bu Köşk'ün çatısına değdiği ve harap ettiği, daha sonra da problem olacağı görülüyor. Kendisine dalın kesilmesi gerektiği söylendiğinde -gerçekten bugün bile, yetmiş sene sonra bile ve çevre kavramının da o zamanlarda hiç olmadığını düşünün, ki bugünlerde daha yeni yeni ortaya çıkıyor- çok enteresan bir talimat veriyor "Dalı kesmeyin, Köşk'ü yürütün." diye. İstanbul Belediyesinden raylar getiriliyor, Köşk'ün etrafı kazılıyor, temeli çıkartılıyor Köşk'ün ve üç günde mühendisler, mimarlar eşliğinde -kendisi de bizzat kız kardeşiyle birlikte o operasyon sırasında bulunuyor- Köşk 4 metre 80 santim kaydırılıyor bu çınar ağacının kesilmemesi uğruna. Bu işlem bitiyor, o günden beri de bu Köşk'ün ismi "Yürüyen Köşk" olarak kalmış.

Tabii ki, burada Atatürk'ün, biraz evvel de söylediğim gibi, bir köşkü kurtarmak veya bir dalı kurtarmak amacından ziyade vermek istediği bir mesaj var, o da çevre mesajı. Yalova'nın da doğal konumuyla çevre açısından ne kadar önemli bir yer olduğunu düşünürsek, ikisini bağdaştırmak zor olmaz herhâlde.

O günden beri, Yürüyen Köşk çok uzun süreler kapalı kalmış. Birkaç sefer restore edilmeye çalışılmış, boyanmış, birtakım işler yapılmış, ama 2004 senesinde biz orayı gördüğümüzde çok üzüldük. Şimdi görmek isterseniz, burada, bulduğumuz hâldeki resimleri de var. Çok kötü durumda bahçesi, dışı; içindeki eşyalar artık lime lime olmuş, Atatürk'ün özel eşyaları bunlar, özel sandalyeleri... Hatta, kahve içtiği meşhur bir fotoğrafı vardır, belki bilenleriniz vardır, o fotoğrafın çekildiği sandalye ve masalar. Fotoğraflarda da göreceğiniz gibi çok kötü durumdaydı. Biz buna çok üzüldük. Atatürk'ün kenti Yalova'da olmak, Atatürk'ün kentinin Belediye Başkanı olmak bize ayrı bir sorumluluk yüklüyordu ve bu nedenle biz bu Köşk'ü hemen Valilikten istedik, dedik ki "Bize bunu devredin, biz bunu restore edelim, sadece restorasyon değil, bunu hem bir turizm markası hâline getirelim hem Atatürk'ün çevre mesajının ifade edildiği bir mekân hâline getirelim." Sağ olsunlar, Valiliğimiz bize bunu 2004 senesinde bir protokolle devretti. Bu protokolden sonra biz bir proje hazırladık. Bu proje, tekrarlayayım -çok konuşulduğu için söylüyorum- bir restorasyon projesi değildir. Yani, bir boya badana, onarım projesi değildir. Bu bir konsept projedir. Sadece restorasyon yoktur içinde, bunun hikâye kitaplarından tutun, hediyelik eşyalarına kadar, belgesel filminin yapımına kadar birçok şeyi içerisinde kapsayan bir konsept projedir.

Daha sonra, bir sponsor aradık buna ayrıca. Tabii ki, bu tür projelere başlamak için bir finans imkânı da gerekiyor ve kolay kolay insanlar bu tür projelere para ayırmıyorlar maalesef Türkiye'de. Bir işadamımızı oraya götürdüğümüzde, kendisi de çok enteresan bir şey söyledi -belki katkısı olacağını düşünüyorum- "Atatürk'e bu yakışmaz." dedi gördüğünde. Yani, o Köşk'ün durumunu, o bahçeyi, o eşyaları görünce "Atatürk'e bu yakışmaz." dedi. Aynı düşünceleri bizimle paylaştı ve kendisi 300 milyar liralık da -o günkü parayla söylüyorum- bir bağışta bulunmayı hemen kabul etti orada.

Daha sonra, biz Türkiye Büyük Millet Meclisi Millî Saraylar Daire Başkanlığıyla da bir protokol yaptık. "Biz kendi paramızla, ama sizin tarafınızdan restorasyon işlerini yaptıralım. Çünkü, güvenli eller olsun, uzman eller olsun. Bunu dışarıda herhangi bir ustaya, kalfaya yaptırırsak bu yine eski durumuna gelir." düşüncesiyle onlarla bir protokol yaptık. Bu protokolle de onlar bu onarım içerisindeki eşyaların ve binanın fiziki onarımını, restorasyonunu kabul ettiler. 18/5/2005'te yaptık bu protokolü de. Daha sonra Millî Saraylarla restorasyon çalışmalarıyla birlikte biz Anıtlar Kurulundan da bu projenin onayını aldık. Her şey adım adım, resmî bir prosedür içerisinde ve bilime uygun olarak yapıldı. Biz bu projeyi bitirdik, 19/8/2006 tarihinde de o zamanki İçişleri Bakanımız Sayın Abdülkadir Aksu'nun da orada bulunduğu bir törenle açtık.

Burası -özellikle bir şeyi vurgulayacağım- halka açıldı. Yani, biraz evvel de bahsettiğim gibi, konsept proje derken ondan da aslında bahsetmek istemiştim. Orası halka açıldı, yani artık, Yalovalılar ve Türkiye'nin birçok yerinden -özellikle öğrenciler ve çocuklar- ve yurt dışından gelenler Yürüyen Köşk'ü ziyaret ediyorlar. 2007 senesinde gelen kayıtlı ziyaretçi sayısı 25 bindi ve çok güzel duygularını ifade ediyorlar hatıra defterine çocuklar. En son, şu andaki Deniz Kuvvetleri Komutanımız da -hatta ondan da bir parça okuyacağım burada, kendisinin yazdığı şey çok duygusal- ziyaret etti.

Bu Yürüyen Köşk'ü, tabii bizim görevimizdi, bunu yerine getirdiğimizi düşünüyoruz. Atatürk'e karşı olan sorumluluğumuzu, özellikle Yalova'da bulunmamız dolayısıyla, bu sorumluluğumuzu yerine getirdiğimizi düşünüyorum. Sadece, restorasyon dışında, orada Atatürk'ün... Sizlere de vermiştim, sanıyorum iletildi. Müzede bulunan ve kendisine tedavi gördüğü Slovakya'da hediye edilen bir kahve fincanı, ki o resimdeki kahve fincanıdır o, onun tıpkısı, her şeyiyle aynısı olan fincanı da sizlere ilettim, bilmiyorum dikkatinizi çekti mi? İnşallah o fincanı gördükçe hem Atatürk'ü hem de Yalova'yı hatırlarsınız. Hatta, bir gün gelir, Yalova'da Yürüyen Köşk'ün bahçesinde o fincanla da kahve içersiniz. Kahvenin biliyorsunuz kırk yıl hatırı var. Atatürk'ün fincanının herhâlde yıllarla kıyaslanmayacak kadar hatırı vardır.

OSMAN KILIÇ (Sivas) - Yani resmen davet ediyorsunuz.

YALOVA BELEDİYE BAŞKANI BARBAROS HAYRETTİN BİNİCİOĞLU - Evet, resmen davet ediyoruz. İnşallah bu Komisyon toplantısını bir gün Yürüyen Köşk'ün toplantı salonunda -orada bir toplantı salonumuz da var şimdi- yapma imkânı da buluruz.

Ayrıca, çocuklar için bir Yürüyen Köşk hikâye kitabı yazdık, resimli. Onları da size ilettim. İngilizce ve Türkçe'dir. Sadece Türk çocuklarına değil, Atatürk'ün bu çevre mesajını biz yabancılara da iletmek istedik ve bu Yürüyen Köşk hikâye kitabı çok ilgi gördü. Ben yurt dışında da bunları dağıtıyorum katıldığım toplantılarda. Çok da etkili oluyor gerçekten bu hikâye. Çünkü, dünyanın hiçbir yerinde bugüne kadar bir dal için böyle bir operasyon, bir işlem yapılmamış. Çeşitli nedenlerle binalar yürütülmüş ama, bir dal için ilk defa böyle bir şey yapılmış.

Bunun dışında şu gördüğünüz... İşte biraz evvel bahsettiğimiz çınar bu. Bunlar maketlerimiz, bunların çeşitli boyları var. En küçüğünü sizlere gönderdim kolay olsun diye. 254 yaşında bu gördüğünüz çınar ve yanındaki Köşk de bu. Bu çınarın hayatını kurtarmak için Atatürk bu Köşk'ü kaydırmış. Bu çınara da biz özel bakım uyguluyoruz. Çınarla ilgili uzmanları bu çınarın budanması için getiriyoruz ve çınarı da Atatürk'ün bir mirası olarak kabul ediyoruz yine ve onu da korumaya devam ediyoruz, özenle koruyoruz.

Bir belgesel yaptırdık, Atatürk'ün Yalova'da ve Yürüyen Köşk'te geçen günlerini anlatmak için. Can Dündar'dır danışmanı da. Sizlere verdiğim o dosyanın içinde yine o belgesel de vardır. Hiçbir televizyonda, hiçbir yerde göremeyeceğiniz bir belgeseldir. Atatürk'ün özellikle insani yönlerini çok güzel ifade eden bir belgeseldir o. İzlemenizi tavsiye ediyorum.

Bunun dışında olan şeyleri de sürpriz olarak bırakalım. İnşallah, Yürüyen Köşk'e gelirseniz, sizler orada bunların hepsini göreceksiniz.

Yalovalılar da çok benimsedi Yürüyen Köşk'ü ve Yalova'nın bir kimlik binası, sembol binası olarak kabul ettiler. "Nasıl ki Paris'in bir Eiffel'i varsa, bizim de artık, Yalovalılar olarak "Yürüyen Köşk'ümüz var." diyoruz ve bunu her yerde de gururla gösteriyoruz, söylüyoruz, özellikle hikâyesi açısından.

Değerli üyeler, bilmiyorum on dakikayı geçtim mi?

 

BAŞKAN - Evet, toparlarsanız sevinirim.

 

YALOVA BELEDİYE BAŞKANI BARBAROS HAYRETTİN BİNİCİOĞLU - Hemen size, son, yine, Donanma Komutanımız ve şu anda Deniz Kuvvetleri Komutanımızın orada yazdığı yazıyı okuyacağım, sonunu okuyorum sadece: "Eserin özenle korunuyor, müsterih ol. Yürüyen Köşk kompleksinin günümüzde düzenlemesini gerçekleştirenleri kutluyor ve esenlikler diliyorum." Bu binlerce hatıradan sadece bir tanesi. Bunları da kitap hâline getiriyoruz.

Beni dinlediğiniz için çok çok teşekkür ediyorum. Ama, özellikle tekrar söylüyorum, bir toplantıyı Yürüyen Köşk'ün bahçesindeki toplantı salonunda yapmanız için sizleri davet ediyorum

Sağ olun.

 

BAŞKAN - Çok teşekkür ederim Sayın Başkan, zahmet etmişsiniz. Burası Eğitim Komisyonu olduğu kadar bir Kültür Komisyonu da. Dolayısıyla, böyle bir faaliyetten haberdar olduğumuza sevindik. Büyük Ata'nın bütün hatırasını herkesin her düzeyde korumasında ülkemizin yararı olduğu açık.

Size teşekkür ediyoruz. Zahmetleriniz için de teşekkür ediyorum ayrıca.

 

 

                                                                                                   Kapanma Saati: 11.56

 

 


[ Ana Sayfa ]   [ Engin Altay Kimdir? ]   [ Basinda Engin Altay ]   [ TBMM Faaliyetleri  ]   [ Sinop CHP Örgütü ]   [ Sinop Hakkinda ]  
[ Fotograf Galerisi  ]   [  Videolar ]   [  Iletisim ]   [  Tasarım : GTECH ]