01 Aralık 2005 Perşembe
MİLLİ EĞİTİM İLE İLGİLİ YASA GÖRÜŞMELERİ
BAŞKAN - Şahsı adına Sinop Milletvekili
Engin Altay; buyurun.
ENGİN ALTAY (Sinop) - Sayın Başkan, sayın milletvekilleri; Yüce Heyetinizi
saygıyla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, siyaset hayatında siyasetçilerin en iyi yaptığı işlerden
biri rakamlarla oynamaktır. Rakamlar istenildiği şekilde yorumlanabilir, bu
gayet doğal; yalnız, bir şeyin bilinmesini isterim ki, benim burada ya da
çeşitli vesilelerle çeşitli ortamlarda verdiğim rakamlar benim kendi özel
arşivimin rakamları değildir. Mesela, bugün bahsettiğim rakamlar şu kitapçıktan
alınma rakamlardır. Millî Eğitim Bakanlığı istatistikleri 2004-2005 Ankara.
Bu, Millî Eğitim Bakanlığımızın yayın organıdır. Hadi, 2006 programı, Resmî
Gazetede yanlışlık yapıldı, istatistiğe yazdınız düzelttiniz; Sayın Bakanım,
bunu da düzelttirin. Yani, ben belgeyle konuşuyorum.
Şimdi "derslik başına az öğrenci." Az önce siz konuşurken Sinop'un Boyabat
İlçesinden İnönü İlköğretim Okulu Aile Birliği Başkanı aradı "ikinci sınıfta 56
kişilik çocuklar ders yapıyor" diyor. Yani, siz şunu diyebilirsiniz: Biz bu
birikmiş sorunları üç yılda çözemezdik diyebilirsiniz; ama, az zamanda çok ve
büyük işler yaptık edasında bir şeyler söylerseniz biz de deriz ki, yapmadınız.
Yani, muhalefetin iktidarı alkışlaması mı bekleniyor. Demin Sayın Bakar diyor
ki: "Yüzde 99'u görmüyorsunuz yüzde 1'i görüyorsunuz." Yahu, ne yüzde 99'u
arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığının kendi kitapçığı işlerin kötü gittiğini
söylüyor ne yüzde 99'u. Kaldı ki, Sayın Bakan "yargı kararına saygılıyız"
diyor. Yahu, güzel, saygılısın, Sinop'ta döneminizde bir yıl içinde 9 defa müdür
değişti, aynı günde 3 tane millî eğitim müdürü, il millî eğitim müdürü. Sinop'ta
koltuğu hangisi sabah önce boş bulursa oturdu. Sinop Millî Eğitim Müdürü
Fahrettin Gün bir gayretle Sinop'ta çalıştı; görevden aldınız, mahkemeye
başvurdu; mahkeme "yanlış yapmışsınız bu adamı verin yerine" dedi, verdiniz
ondan sonra adama daha büyük bir şey yaptınız aldınız Tunceli'ye gönderdiniz.
Bunu anlamak mümkün değildir.
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Daha büyük il.
EYÜP FATSA (Ordu) - Tunceli daha büyük bir yer Sayın Altay.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu itiş kakışın kimseye faydası yoktur.
Sizden önceki dönemlerde de kadrolaşma vardı, bizim Sinop'ta, mekanı cennet
olsun, Adalet Partisi Milletvekili Mustafa Kaptan vardı,
adamın bütün işi memurla uğraşmaktı ve öyle anılırdı. Yalnız, sizden önceki
hükümetlerde yapılan kadrolaşma, insaf ölçüleriyle zaman zaman bağdaşabilirdi;
sizinki öyle değil ki.
Karabük'te, bir yere imam tayin oluyor. AKP Karabük İl Yönetim Kurulu üyesi
diyor ki:"Kardeşim sen buraya nasıl geldin? Geldim, sınavı kazandım geldim.
Gözümüz seni görmesin, ayağını kırarız." Diyen kim? Karabük Cumhuriyet
Başsavcılığında belgeli bunlar beyler! "Biz müftüye gidelim" diyor adam. "O
müftüyü biz 2,5 yıl hapisten kurtardık" diyor. "E, benden ne istiyorsunuz? Sen,
bizimle aynı tarikattan değilsin. Biz burada zikir yapacağız, sen bize zikir
yaptırmazsın." Beyler, bunlar realite, realite. Bu ay itibariyle, Karabük
Cumhuriyet Başsavcılığında, daha bu konuda evrak var.
FAHRİ KESKİN (Eskişehir) - Onlar geçti artık.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Arkadaşlar, bir şey söylüyorum; ben bir şey söylüyorum…
SALİH KAPUSUZ (Ankara) - Ne zaman olmuş, ne zaman?
ENGİN ALTAY (Devamla) - Bu ay, bu ay…
Ben bir şey söylüyorum. Türkiye'yle oynamayın.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Adalet Partisinden bize ne?
ENGİN ALTAY (Devamla) - Ben ne konuştuğumu biliyorum. Türkiye'yle fazla
oynamayın. Bu, kimseye iyi şey sağlamaz.
Şimdi, Yönetici Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliğinin Danıştay yürürlüğünü
durduruyor, Sinop Anadolu Öğretmen Lisesi Müdürü -ki Türkiye'nin en başarılı
okullarından biridir- Bektaşağa Yatılı İlköğretim Bölge Okuluna gönderiliyor.
Böyle şey var mı ya?! Bu memleket, yani, sekseniki, seksenüç yıldır ciddî
şekilde yönetilmiştir, yönetilmektedir; ama, yani, yasama, yürütme yargı üçgeni
içerisinde, yürütmenin yetkisi, hududu bellidir; yürütmenin yapacağı şeyler
bellidir, gücü de bellidir. Kimse, yürütme dahil, Başbakan dahil, kaynağını
Anayasadan almadığı bir yetkili kullanamaz değerli arkadaşlar.
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Biz ne dedik?!
ENGİN ALTAY (Devamla) - Böyle bir şey yok! Ondan sonra, Anayasa Mahkemesiyle
kavga, YÖK'le kavga, üniversitelerle kavga, kavga, kavga; Cumhurbaşkanıyla,
kavga…
ÜNAL KACIR (İstanbul) - Kavga falan yok.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Yani, ben diyorum ki, değerli arkadaşlar, bu çatı
önemli bir çatıdır. Bu çatı, top sesleri altında görev yapmış bir çatıdır; bir
kutsal müessesedir; 70 milyona aittir. Türkiye'yi kamplara bölmeyin. Sizden…
Bitiyor; son 30 saniye
BAŞKAN - Buyurun, 1 dakika içinde konuşmanızı tamamlayınız.
Buyurun.
ENGİN ALTAY (Devamla) - Teşekkür ederim.
Sizden önce, Türkiye, vatan cephesi kamplaşmasına getirilmişti; bunun
bedelini ödedik. Şimdi başka kamplaşmalar var. Buna gerek yok. Bu ülkede yaşayan
herkes -inanarak, içtenlikle söylüyorum- kardeştir. Lütfen, uygulamalarınızı bu
çerçevede yürütün.
Yüce Heyeti saygıyla selamlıyorum.
BAŞKAN - Teşekkür ederim Sayın Altay.