CHP MYK ÜYESİ SİNOP MİLLETVEKİLİ ENGİN ALTAY’IN HÜKÜMETİN NÜKLEER SANTRAL POLİTİKALARINA İLİŞKİN BASIN AÇIKLAMASI


( 16 Şubat 2006 )

 

    Son günlerde hükümet yetkilileri tarafından hükümetin enerji politikalarında ciddi bir değişikliğe gidilerek Türkiye’yi ABD ve gelişmiş batı ülkelerinin terk ettiği nükleer enerji santralleriyle donatmayı amaçlayan bir çalışmanın yürütüldüğüne yönelik açıklamalar yaptıklarına tanık oluyoruz.

 

    Bu çerçevede seçim bölgem Sinop ili nükleer santral kurulacak merkezlerden birisi olarak ifade edilmektedir.

    Bu proje Sinop için ve nükleer santral kurulması düşünülen diğer merkezler için SIFIR GÜVENLİKLİ DEV BİR FELAKET PROJESİDİR.


    Hükümet, anti demokratik ve gayri çağdaş bir tavır ve tutumla uluslar arası nükleer lobilerin rant tuzağına düşmekte ve çalışmaları kamuoyundan gizli yürüterek çağdaş demokrasilerle örtüşmeyecek bir tutum sergilemektedir.
 

    Gelişmiş ülkelerin hemen hemen tümünde nükleer santrallerin inşası, çalıştırılması veya kapanması ile ilgili olarak kamuoyu görüşüne başvurulmakta ve referandumlar yapılmaktadır ( Japonya 1996 Maki- Avusturya 1978 Zwentendorf-İsveç 1980 tüm santraller-İtalya 1987 nükleer enerjiden tümüyle vazgeçti Montalto di Castro dahil 4 nükleer santral kapatıldı- Almanya 1991 SNR 300 – İspanya 1984 Lemonis ve Valdecaballeros kapatıldı- ABD 1984 yılında bitmiş olan Shoreham santralini işletmeye almadan kapattı).


    Örneklerde görüldüğü gibi bir çok gelişmiş ve gelişmekte olan ülke var olan nükleer enerji santrallerini gerek referandum kararlarıyla gerekse hükümet kararlarıyla kapattı. Çin, Endenozya, Tayvan ve Vietnam gibi Asya ülkeleri nükleer projelerini askıya aldı.


    Hükümetin nükleer santral almak için temasta bulunduğu Kanada, uzmanlarınca yapılan denetimlerde yetersiz, tehlikeli ve yönetim hatası bulduğu için 7 adet nükleer santralini kapattı. Kendi ülkesinde nükleer santralini kapatan bir ülkeye, AKP hükümeti gelin bize nükleer santral kurun deme gafleti ve basiretsizliği içinde tehlikeli bir maceraya Türkiye’yi götürmek istemektedir.
 

    AKP HÜKÜMETİ TÜRKİYE ÜZERİNDE TAM 35 YILDIR SALLANAN BOŞ OLTAYA TAKILMIŞ GÖRÜLÜYOR.

 

    NÜKLEER SANTRALE KARŞILIĞIM SALT MUHALEFET MİLLETVEKİLİ OLMAMDAN KAYNAKLI DEĞİL, SADECE İÇİNDE BULUNDUĞUM İNSAN SEVGİSİ, SİNOP SEVGİSİ VE TÜRKİYE SEVGİSİ İLE DOLU RUH HALİMDENDİR.
 

    Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı teşkilat ve görevleri hakkındaki 3154 sayılı kanunun 1. maddesini Başbakan R. Tayip ERDOĞAN’A ve Enerji Bakanı Hilmi GÜLER ’E hatırlatmayı kendime görev sayıyorum. “ Bu kanunun amacı enerji ve tabi kaynaklarla ilgili hedef ve politikaların, ÜLKENİN SAVUNMASI, GÜVENLİĞİ VE REFAHI, MİLLİ EKONOMİNİN GELİŞMESİ VE GÜÇLENMESİ doğrultusunda tespitine yardımcı olmak, enerji ve tabi kaynakların bu hedef ve politikalara uygun olarak araştırılmasını, geliştirilmesini, üretilmesini ve tüketilmesini sağlamak için Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığının kurulmasına teşkilat ve görevlerine ilişkin esasları düzenlemektir”
Görüldüğü gibi hükümet bakanlığın kuruluş amacının tam aksine en kolay, en masraflı, en tehlikeli ve en dışa bağımlı yolu seçmektedir. Bakanlığın kuruluş amacında sayılan, ülke güvenliği, ülke savunması, milli ekonominin gelişmesi ve güçlenmesi ilke ve amaçları yok sayılmıştır.

    Türkiye’nin sadece mevcut HES kaynakları bugün ki ihtiyacımızı karşılayacak düzeydedir.

    Hükümetin kurmayı tasarladığı nükleer enerji santrallerinden üreteceği elektrik enerjisi bugün kayıp ve kaçakların ortadan kaldırılmasıyla elde edilecek enerjinin karşılığı kadardır.

    Hükümet bir an önce mevcut enerji santrallerini akılcı ve verimli kullanmaya yönelmeli, kayıp-kaçak oranını AB normlarına çekmeli ve bu maceraya son vermelidir.

    Hükümet uluslar arası nükleer şirketlerle istişare yapmak yerine yenilenebilir enerji kaynakları konusunda büyük iddiaları olan kendi bilim adamlarımızın önerilerini dikkate almalı ve bunlarla enerji politikalarını masaya yatırmalıdır. Bir ulusal enerji şurası derhal toplanmalıdır.

    Girmek istediğimiz Avrupa Birliği, enerjide yüzünü yenilenebilir enerji kaynaklarına çevirmişken, AKP hükümetinin dünyanın kaçtığı nükleer enerjinin peşinden koşması mantıklı değildir.

    Elektrik enerji üretiminde nükleer teknoloji geleceğin değil, geçmişin enerji türüdür. Bugün 40 yıl önce dünyayı kurtaracak gözüyle bakılan bu enerji türünden dünya kurtulmaya çalışıyor.

    Türkiye’nin sorunu enerji sektöründe kötü yönetim sorunudur. Türkiye, yeni ithal girdi bağımlılığı yaratan tercihler yerine yerli, ucuz ve yenilenebilir enerji kaynaklarına bir an önce yönelmek zorundadır.

    Bugün iki eski Enerji Bakanının Yüce Divanda sanık olarak yargılandığı günleri yaşıyoruz.

    Türkiye ABD ve Avrupa’nın elinde kalmış 3. sınıf nükleer teknolojilerinin çöplüğü yapılmamalıdır.

    Türkiye ABD’de, Kanada’da ve Avrupa’da işsiz kalmış nükleer fizikçilerin istihdam merkezi olmamalıdır.

    Türkiye 21. yüzyılın yükselen yıldızı turizm sektörünün dünyada ki en iddialı merkezi olma projesinden vazgeçemez.
 

    Sinop halkı nükleer santral istemiyor. Çünkü onlar çocukları çok seviyor, çünkü onlar doğayı ve insanları çok seviyor, çünkü onlar Sinop’u ve Türkiye’yi çok seviyor.

 

    Bir eğitim, kültür ve turizm kenti adayı Türkiye’nin saklı cenneti, yükselen yıldızı Sinop’un ve Sinopluların hayalleri karartılamaz.

    Duyarlı bir insan olarak , bir baba olarak , bir halk temsilcisi olarak hükümeti bu felaket projesinden vazgeçmeye çağırıyorum.


    Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

 

    ENGİN ALTAY
    CHP MYK Üyesi
    Sinop Milletvekili