CUMHURİYET HALK PARTİSİ MYK ÜYESİ

SİNOP MİLLETVEKİLİ ENGİN ALTAY’IN
BASIN AÇIKLAMASI


( 9 Kasım 2005 )

 

MİLLİ EĞİTİMİN İFLASI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANDI

 

2006 Yılı Programı Bakanlar Kurulunca 17.10.2005 tarih ve 2005/9486 sayılı kararla uygulamaya konulmuştur. 02.11.2005 tarih ve 25984 Mükerrer sayılı Resmi Gazetede program yayımlanmıştır.
Türkiye’nin tek resmi ve en güvenilir yayım organı hiç kuşkusuz devletin yayım organı olan Resmi Gazetedir. Bu yayımlanan belge ışığında TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN İFLAS ETTİĞİ HÜKÜMET TARAFINDAN BELGELENMİŞTİR:

• Okul öncesi eğitim kademesinde okullaşma oranı 8. Beş Yıllık Kalkınma Planının hedefi olan %25’in çok gerisinde kalmış ve %15.2 olarak gerçekleşmiştir.


İlköğretim kademesinde okullaşma oranı 2002-2003 eğitim yılında %94.4 iken, 2003-2004 yılında %93.5’e, 2004-2005 eğitim yılında da %93.3ê gerilemiş, düşmüştür. 740 000 çocuk ilköğretimden yararlanmamaktadır. Bir öğretim yılında 110 000 öğrenci okulu terk etmiştir. Zorunlu olan ilköğretim kademesinde devlet görevini yapmamıştır. Oysa zorunlu eğitim görevi anayasal bir görevdir.


Ortaöğretim 4 yıla çıkarılmış ama okullaşma oranları %72’den %60.8’e düşmüştür.


• Meslek Liseleri bitti, öldü denilmesine rağmen bu okullarda ki okullaşma oranları %19.5’den %22’ye yükselmiştir.

2005 yılı itibariyle: Okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde 6 milyon çocuk ve gencimiz, çağ nüfusu içerisinde olmasına rağmen eğitim hizmetinden yararlanamamaktadır.

2006 Yılı Programında “ilköğretimde geç kayıtlar ve erken terkler okullaşma oranının artmayışının başlıca sebebidir. Hiç okula gitmeyen çocukların %72.2’sini kız çocukları oluşturmaktadır.” İfadesi görev suiistimalinin bir başka açık göstergesidir..

Adı geçen Resmi Gazetede “ 2003 OECD’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programında ( PISA) ülkemiz tüm alanlarda son sıralarda yer almaktadır. Ülkemiz okullar arası başarı farklarının en fazla olduğu ülke durumundadır” ibareleri utançla okunmaktadır. Oysa 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasasının temel ilkelerinden birisi fırsat eşitliğidir. Bu değerlendirmelerle AKP Hükümeti eğitimde fırsat eşitsizliğini yarattığını açıkça beyan etmiştir.


Hükümetin çok övündüğü fiziki kapasite artışının da ( ne yazık ki gerçekçi değildi) olmadığı açıkça belirtilmiştir. İlköğretimde kent okullarında derslik başına düşen öğrenci sayısı 2002-2003 yılında 37, 2003-2004 yılında 38 ve 2004-2005 yılında tekrar 37 olmuştur. Başarı, üstüne hiçbir şey koymadan aldıkları noktaya geri gelmektir.

Özetle:

Türkiye’nin en öncelikli konusu olması gereken eğitim, maalesef iflas etmiş bir sektör olmuştur. Eğitim sistemine katkıda bulunmayan AKP hükümetinin öncelikleri ve uğraş alanları:

• AKP İktidarı üniversiteleri arka bahçeye çevirememenin dayanılmaz gerilimini yaşıyor ve yaşatıyor.

• Başbakan ve Milli eğitim Bakanı İmam hatip liseleriyle yatıp katsayı ile kalkıyor. Anti laik tabanlarına verdikleri sözü tutamamanın suçluluğuyla saldırıyorlar.

• Eğitim kurumlarındaki çağdaş-laik-demokrat ve Atatürkçü eğitim yöneticileri Milli Eğitim Bakanının uykularını kaçırıyor.

• AKP iktidarı tarikat ve cemaat okullarını yaygınlaştırmak suretiyle kendisine yeni arka bahçeler yaratma hayalleri kuruyor.

Avrupa Birliği sürecinde eğitimimizin geldiği durum en yazık ki budur. Bu utanç tablosunu Türk Halkı hak etmemektedir. Cumhuriyet eğitim sistemi hiçbir dönem bu kadar sinsi planlara alet olmamış ve kötü yönetilmemiştir.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.