|

|
|
|
|
|
|
|
 |
NÜKLEER SANTRALE İLİŞKİN
( 20 Nisan 2006 - Meclis Konuşması ) |
|
Sayın Bakan, Sayın
Hükümet; "Sinop'a nükleer santral kuracağız" beyanınız, Sayın
Başbakanın beyanı, bir, son derece antidemokratiktir. Bütün gelişmiş
ülkelerde, örnek aldığımız ülkelerde -Japonya, Avusturya, İsveç,
Almanya, Amerika; bu örnekleri çoğaltmak mümkün- bu kadar hayatî bir
konu, halka sormadan, bir dayatmayla, Sinop halkının tepesine
indirilemez. Kaldı ki, indiremeyeceksiniz. Sinop halkını, nüfus
yoğunluğu düşük diye feda etmeye gücünüz yetmeyecek. |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Biz, daha,
Çernobil sendromundan, yirmi yıl önce yaşanmış bir facianın
sendromundan kurtulamamışken, Karadeniz Bölgesini bütünüyle yeni
bir sendroma sokmaya hakkınız yoktur. Şimdi, Sayın Bakan,
Türkiye Atom Enerjisi diye bir kurum var; bunun başında da bir
zat var. Bu zat, bir kere, ilkokul 5'de öğretmenin önüne açtığı
Türkiye haritasını herhalde görmemiş! Bu kadar ayıp, bu kadar
incitici bir beyan, böyle bir kurum başkanından nasıl çıkar,
anlamak mümkün değil. TAEK Başkanına soruyorlar "efendim,
Akkuyu'dan niye vazgeçtiniz?" TAEK Başkanının cevabı: "Efendim,
Akkuyu turizm bölgesi, biraz tepki aldık, biz de bir alternatif
aradık; daha düşük nüfus yoğunluklu Sinop'u seçtik." O TAEK
Başkanına Sinop'u dar ederiz. Böyle bir beyan vermeye hiç
kimsenin, hiçbir bürokratın, yöneticinin hakkı yok.
|
|
|
Meclis
Konuşmasının tamamı için tıklayınız |
|
|
|
|
|
HÜKÜMETİN NÜKLEER SANTRAL POLİTİKALARINA İLİŞKİN BASIN
AÇIKLAMASI
( 16 Şubat 2006 )
|
|
|
Son
günlerde hükümet yetkilileri tarafından hükümetin enerji
politikalarında ciddi bir değişikliğe gidilerek Türkiye’yi ABD ve
gelişmiş batı ülkelerinin terk ettiği nükleer enerji santralleriyle
donatmayı amaçlayan bir çalışmanın yürütüldüğüne yönelik açıklamalar
yaptıklarına tanık oluyoruz.
Bu çerçevede
seçim bölgem Sinop ili nükleer santral kurulacak merkezlerden birisi olarak
ifade edilmektedir.
Bu proje Sinop için ve
nükleer santral kurulması düşünülen diğer merkezler için SIFIR GÜVENLİKLİ DEV BİR FELAKET PROJESİDİR.
Hükümet, anti demokratik ve gayri çağdaş bir tavır ve
tutumla uluslar arası nükleer lobilerin rant tuzağına düşmekte ve çalışmaları
kamuoyundan gizli yürüterek çağdaş demokrasilerle örtüşmeyecek bir tutum
sergilemektedir.
Hükümetin nükleer santral almak için temasta bulunduğu
Kanada, uzmanlarınca yapılan denetimlerde yetersiz, tehlikeli ve yönetim hatası
bulduğu için 7 adet nükleer santralini kapattı. Kendi ülkesinde nükleer
santralini kapatan bir ülkeye, AKP hükümeti gelin bize nükleer santral kurun
deme gafleti ve basiretsizliği içinde tehlikeli bir maceraya Türkiye’yi götürmek
istemektedir.
AKP HÜKÜMETİ
TÜRKİYE ÜZERİNDE TAM 35 YILDIR SALLANAN BOŞ OLTAYA TAKILMIŞ GÖRÜLÜYOR.
NÜKLEER
SANTRALE KARŞILIĞIM SALT MUHALEFET MİLLETVEKİLİ OLMAMDAN KAYNAKLI DEĞİL, SADECE
İÇİNDE BULUNDUĞUM İNSAN SEVGİSİ, SİNOP SEVGİSİ VE TÜRKİYE SEVGİSİ İLE DOLU RUH
HALİMDENDİR.
Bir eğitim,
kültür ve turizm kenti adayı Türkiye’nin saklı cenneti, yükselen yıldızı
Sinop’un ve Sinopluların hayalleri karartılamaz.
Duyarlı bir insan olarak , bir baba olarak , bir halk
temsilcisi olarak hükümeti bu felaket projesinden vazgeçmeye çağırıyorum.
|
|
|
Basın açıklamasının
tamamı için
tıklayınız |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
MİLLİ EĞİTİMİN YASASINA İLİŞKİN
( 1 Aralık 2005 - Meclis Konuşması ) |
|
|
Bugün
saat 10.00 itibariyle, Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor
Komisyonunda yeni kurulacak üniversiteleri görüştük. Yaklaşık
6,5-7 saat süren bir ciddî çalışma yapıldı ve maalesef, bu
çalışma esnasında bazı iller sevinirken, bazı iller, hak eden
birçok il gerçekten büyük bir üzüntü yaşıyor bu saat itibariyle.
Seçim bölgem olan Sinop'ta, şu anda AKP İktidarının 15 ili
kapsayan tasarıda Sinop'u bu tasarı dışında tutmasını bir türlü
kabullenemiyor. Nasıl da kabullensin ki?
Ancak, gerek kriterler
itibariyle gerek YÖK'ün görüşü itibariyle Sinop İlinin, ben, bu
15 il içerisinde mutlaka hakkıyla olduğu kanaatindeyim. Bu
konuda ne oldu, nasıl oldu bilmiyorum; ama, Sinop İline
İktidarınızca bir büyük haksızlık yapıldığını düşünüyorum ve
Sinop halkının duygularını burada size naklediyorum: Sinopluları
üzdünüz, Sinop'u üzdünüz ve bu üzüntü öyle çok çabuk affedilecek
türde bir üzüntü değildir.
Değerli arkadaşlar, ben, size, bu kitaptan -bu, Resmî Gazetedir; bunun
üstünde daha resmî, yetkili basılmış bir şey de yok- bir şey
okuyacağım. 2006 Yılı Programında "ilköğretime geç kayıtlar ve
erken terkler, okullaşma oranının artmayışının başlıca sebebi.
Hiç okula gitmeyen çocukların yüzde 72,2'sini kız çocukları
oluşturuyor" deniliyor. Kim söylüyor; Resmî Gazete söylüyor. Siz
ne söylüyorsunuz; bambaşka şeyler; çocuk oradaymış da,
buradaymış da…
Değerli arkadaşlar, her ilçeye, Türkiye'nin 850 ilçesine, güzel, birinci
sınıf pankart yazdınız "1 Yılda 1001 Okul" diye; araştırdım,
Türkiye'nin her ilçesine de asmışsınız. Şimdi, iyi de, 1 yılda
1001 okul yaptınız. 1001 okul az bir sayı değil. Derslik başına
düşen öğrenci sayısı 2003-2004'te 38, 2004-2005'te 37. Yani,
nedir, nasıl olmuş, nerede bu 1001 okul?!
Bana Millî Eğitim Bakanı gelsin, burada, 1001 tane okulu söylesin. Nasıl
olmuş, nasıl açılmış ya da bu okulları deprem mi yutmuş?!.
|
|
|
1
Aralık 2005 tarihli meclis konuşmasının tamamı için tıklayınız |
|
|
|
|
|
MİLLİ EĞİTİMİN SİSTEMİNİN SORUNLARINA İLİŞKİN
( 1 Aralık 2005 - Meclis Konuşması ) |
|
|
Millî Eğitim Bakanlığı istatistikleri 2004-2005 Ankara. Bu, Millî Eğitim
Bakanlığımızın yayın organıdır. Hadi, 2006 programı, Resmî
Gazetede yanlışlık yapıldı, istatistiğe yazdınız düzelttiniz;
Sayın Bakanım, bunu da düzelttirin.
Biz bu birikmiş sorunları üç yılda çözemezdik diyebilirsiniz; ama, az
zamanda çok ve büyük işler yaptık edasında bir şeyler
söylerseniz biz de deriz ki, yapmadınız. Yani, muhalefetin
iktidarı alkışlaması mı bekleniyor. Demin Sayın Bakar diyor ki:
"Yüzde 99'u görmüyorsunuz yüzde 1'i görüyorsunuz." Yahu, ne
yüzde 99'u arkadaşlar, Millî Eğitim Bakanlığının kendi kitapçığı
işlerin kötü gittiğini söylüyor ne yüzde 99'u.
Ben diyorum ki, değerli arkadaşlar, bu çatı önemli bir çatıdır. Bu çatı,
top sesleri altında görev yapmış bir çatıdır; bir kutsal
müessesedir; 70 milyona aittir. Türkiye'yi kamplara bölmeyin.
Sizden önce, Türkiye, vatan cephesi kamplaşmasına getirilmişti;
bunun bedelini ödedik. Şimdi başka kamplaşmalar var. Buna gerek
yok. Bu ülkede yaşayan herkes -inanarak, içtenlikle söylüyorum-
kardeştir. Lütfen, uygulamalarınızı bu çerçevede yürütün.
|
|
|
1 Aralık 2005 tarihli meclis konuşmasının tamamı için tıklayınız |
|
|
|
|
|
MİLLİ EĞİTİMİN İFLASI RESMİ GAZETEDE YAYIMLANDI
( 9 Kasım 2005 - Basın Açıklması ) |
|
|
2006 Yılı Programı Bakanlar
Kurulunca 17.10.2005 tarih ve 2005/9486 sayılı kararla
uygulamaya konulmuştur. 02.11.2005 tarih ve 25984 Mükerrer
sayılı Resmi Gazetede program yayımlanmıştır.
Türkiye’nin tek resmi ve en güvenilir yayım organı hiç kuşkusuz
devletin yayım organı olan Resmi Gazetedir. Bu yayımlanan belge
ışığında TÜRK EĞİTİM SİSTEMİNİN İFLAS ETTİĞİ HÜKÜMET TARAFINDAN
BELGELENMİŞTİR:
• Okul öncesi eğitim kademesinde
okullaşma oranı 8. Beş Yıllık Kalkınma Planının hedefi olan
%25’in çok gerisinde kalmış ve %15.2 olarak gerçekleşmiştir.
• İlköğretim kademesinde okullaşma oranı 2002-2003 eğitim
yılında %94.4 iken, 2003-2004 yılında %93.5’e, 2004-2005 eğitim
yılında da %93.3ê gerilemiş, düşmüştür. 740 000 çocuk
ilköğretimden yararlanmamaktadır. Bir öğretim yılında 110 000
öğrenci okulu terk etmiştir. Zorunlu olan ilköğretim kademesinde
devlet görevini yapmamıştır. Oysa zorunlu eğitim görevi anayasal
bir görevdir.
• Ortaöğretim 4 yıla çıkarılmış ama okullaşma oranları %72’den
%60.8’e düşmüştür.
• Meslek Liseleri bitti, öldü denilmesine rağmen bu okullarda ki
okullaşma oranları %19.5’den %22’ye yükselmiştir.
|
|
|
Basın açıklamasının
tamamı için
tıklayınız
|
|
|
|
|
|
DOKUNULMAZLIKLAR KALDIRILSIN
( 9 Kasım 2005 - Meclis Konuşması ) |
|
|
Hatırlayalım, 2002 yılı ekim ayının son haftalarında Sayın Başbakan
ile Cumhuriyet Halk Partisinin Sayın Genel Başkanı Deniz Baykal
bir televizyon programında karşı karşıya geldiler ve Sayın Başbakan,
o programda, simit sattığı günlerden bahisle, o günlerden dem
vurarak "ben buralardan geldim" diyerek, burayla da bir bağlantı
kurarak "beytülmalin hakkını kimseye yedirmeyiz elbette"
diyerek Yüce Milletimizin önünde dokunulmazlığın kaldırılmasına
yönelik olarak açık taahhütte bulundu.
Bir siyasetçi için sözünde
durmaktan, milletine verdiği sözü yerine getirmekten daha büyük
bir erdem, daha büyük bir şeref, haysiyet, onur olamaz diye
düşünüyorum.
Değerli arkadaşlar, o günden bu yana aylar ayları, yıllar
yılları kovaladı, iktidarınız ve onun Başkanı milletimize ve
kamuoyuna verdiği sözü hâlâ yerine getirmiş değildir.
Sizi de, Kurtuluş Savaşında İnebolu'dan Ankara'ya sırtında top
mermisi taşıyan analarımız dünyaya getirmiştir.
Lütfen, beytülmale uzanan ellerin kırılmasını, beytülmale
takılmış hortumların vanalarının sökülmesini, tarihimize, şanlı
milletimizin şerefli geçmişine bir vefa borcu olarak görün ve
gelin, bu Parlamento bir şeyi başarsın, bu Parlamento bir
ayıptan kurtulsun ve gazeteler "Türkiye'yi hırsızlar
yönetiyor" diye başlık atamasın, köşe yazarları "Parlamentoda
hırsızlar vardır" diye yorum ve yazı yapamasın.
Sizi tekrar göreve çağırıyor ve sevgiler, saygılar sunuyorum.
|
|
|
9 Kasım 2005 tarihli meclis
konuşmasının tamamı için tıklayınız |
|
|
|
|
|
|
|
|
ADSL TARİFELERİNE İLİŞKİN
( 9 Kasım 2005 - Soru Önergesi) |
|
|
İnternet
çağımızın en hızlı kütüphanesidir ve bilgiye erişimin
çağımızdaki adıdır. Dünyanın her yerinde bu teknolojinin
kullanılması teşvik edilmekte ve fiyatlar desteklenir mahiyette
ucuz tutulmaktadır. Oysa ülkemizde internet pahalı bir
iletişimin adıdır.
ABD’de 1.5 Mbit 30 dolar, İsviçre 512 Kpbs 39 dolar, Almanya 1
Mbit 39 dolar, Hollanda 512 Kpbs 35 dolara erişim sağlarken
Trükiye’de 512 Kpbs 73 dolardır. Öte yandan anılan ülkelerin alt
yapısı Türkiye’den kıyaslanmayacak derecede gelişmiştir.
Toplumda büyük infial yaratan bu
fiyat artışından geri adım atacak mısınız?
|
|
|
Ulaştırma Bakanlığına verilen soru önergesinin tamamı için
tıklayınız |
|
|
|
|
|
YÜKSEKÖĞRENİM KREDİLERİNE İLİŞKİN KANUN TEKLİFİ
( 14 Ekim 2005 - Kanun Teklifi ) |
|
|
Mevcut düzenlemelerde, yükseköğretim kademesinin finansmanında yaşanan
sorunları, öğrencilere verilen kredilerin geri alımında
uygulanan ödeme şekli ve türleri büyük sıkıntılar doğurmaktadır.
Sosyal güvenliğe dahil olmayan gençlerden böyle bir geri
ödeme talep edilmesi haksızlıktır. Oysa işsizlik Türkiye’nin
en temel sorun alanlarından birisidir. Her üç işsizden birisinin
yükseköğretim mezunu olduğu düşünüldüğünde bu mezun öğrencilere
büyük eşitsizlik ve haksızlık yapıldığı
görülecektir.Yükseköğretimi bitirmiş, iş bulamamış 21-22
yaşlarındaki gençlerin kredi geri ödeme sürecinde yaşadıkları
psikoloji son derece kötüdür.
Bu kanun teklifiyle, kredi ödemelerinin şekli ve içeriği konularında,
gençlerin aileleri ve toplum nezdinde yaşadıkları psikolojik,
sosyal ve ekonomik sorunları bir nebze olsun rahatlatacak bir
yaklaşım ele alınmıştır.
|
|
|
Kanun teklifinin tamamı
için tıklayınız |
|
|
|
|
|
SİNOP-BOYABAT TÜNELLİ GEÇİŞ PROJESİNİN NE ZAMAN TAMAMLANACAK?
( 20 Eylül 2005 - Soru Önergesi) |
|
|
1997 yılında yapımına başlanan Sinop-Boyabat Tünelli Geçiş Projesi, Sinop
ilinin sosyo-ekonomik gelişmesi ve kalkınması açısından son
derece önemli, hayati bir role sahiptir. Bu projenin
tamamlanması Sinop halkının tümünün özlemidir. Proje %70’in
üzerinde tamamlanmıştır.
Sinop-Boyabat
Tünelli Geçiş Yolu daha önce söz verdiğiniz üzere 2006 yılında
ulaşıma açılacak mıdır?
|
|
|
Başbakan R. Tayyip ERDOĞAN 'a verilen soru önergesinin tamamı için
tıklayınız |
|
|
|
|
|
SİNOPTA YAPILMASI DÜŞÜNÜLEN NÜKLEER SANTRAL KONUSU ÜZERİNE
( 7 Nisan 2005 - Soru Önergesi) |
|
|
19
yıl önceki Çernobil nükleer felaketinin üzerinden yıllar
geçmesine rağmen, özellikle seçim bölgem Sinop'ta ve Karadeniz
Bölgemizin bütün illerinde ve ilaveten Trakya yöremizde bu
felaketin acıları yeni yeni, maalesef, meyvesini veriyor ve
neredeyse, her gün, Ankara'dan Sinop'a, kanser vakasından ölen
kişinin cenazesini gönderiyoruz. Bakanlığınızın, Sinop İli
İnceburun mevkiinde ve Mersin İli Akkuyu mevkiinde bir nükleer
santral kurulmasına yönelik bir çalışması, bir hazırlığı var
mıdır? Sinop İlinde yürütülen 4 baraj inşaatından sadece Erfelek
Karasu Barajının ödeneğinin olması, diğer Boyabat, Saraydüzü,
Durağan Barajlarımıza ödenek verilmemesi de, bu nükleer santral
için gerekli olan tatlı suyun bu barajdan sağlanacağı yönünde
söylentilere yol açmıştır. Sinop halkı, buradan, sizin
ağzınızdan Sinop'a nükleer santral yapılmayacağını duymak
istiyor.
|
|
|
Sözlü soru önergesi ve yanıtının tamamı için tıklayınız. |
|
|
|
|
|
TÜBİTAK YASASININ 8. MADDESİ ÜZERİNE
( 4 Mayıs 2005 - Meclis Konuşması) |
|
|
Bu,
çok önemli, her gün önemi daha da anlaşılan, değeri daha da
anlaşılan ve her gün daha çok özlenen çok büyük devlet adamı,
bakın, bu konuda 70 yıl önce ne söylemiş: "İlim ve sosyal
bilim dalındaki işlerde ben emir vermem. Bu alanda, isterim ki,
beni bilim adamları aydınlatsınlar. Onun için, isterim ki, siz,
kendi ilminize, irfanınıza güveniyorsanız bana söyleyin, sosyal
bilimlerin güzel ve yapıcı yönlerini gösterin; ben de sizi takip
edeyim." Bunu diyen, bu Parlamentonun, bu devletin,
cumhuriyetin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk. 70 yıl önce
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bilime, teknolojiye, sosyal
bilimlere bakışına bakıyorum; aradan 70 yıl geçtikten sonra,
ülkeyi yöneten siyasî iktidarın "bunun parasını ben veriyorum,
istediğim gibi şekillendiririm" gibi mantıksız bir anlayış
içinde olmasından, doğrusunu isterseniz, hiçbir şey anlamıyorum.
Dün
ben çok garipsedim; AKP Grubu adına bir arkadaşımız çıktı "biz
siyasî irade olarak risk alıyorsak, TÜBİTAK'a da müdahale
ederiz" dedi. Ne kadar abesle iştigal. Siyasetin bilime müdahale
etmesi, sadece ve sadece diktatörlüklerde olur, Nazi
Almanyasında olur, Mussolini İtalyasında olur.
Değerli
arkadaşlar, korkarım ki, istenilen yapı değişiklikleriyle
birlikte bu böyle geçerse, TÜBİTAK Bilim Kurulumuz deneme,
sınama, araştırma yerine istiarelerle bilim üretecektir ve
korkarım ki, bu yasa gerçekleşirse, bir gün TÜBİTAK'ın nazarın
bilimsel bir gerçekliği olduğunu ispat ve iddia ettiğini de
göreceğiz.
|
|
|
TÜBİTAK
yasasının 8. maddesi üzerine
CHP grubu adına yapılan konuşma metninin tamamı için tıklayınız. |
|
|
|
|
|
|
|
|
TARIM SEKTÖRÜNÜN SORUNLARI
( 6 Nisan 2005 - Meclis Konuşması) |
|
| |
|
|
|
|
| |
 |
|
Bugün itibariyle tarım
kredi kooperatiflerinden kredi kullanan çiftçilerimizin, tarım
kredi
kooperatiflerine ödedikleri faiz
yüzde 18'dir; ancak "enflasyonu tek haneli rakamlara düşürdük"
diye övünen siyasî iktidarın, Türk çiftçisine yüzde 18'le
-hem de tarım kredi kooperatifi aracılığıyla- faiz vermesi, bunu
reva görmesi çok anlamlı değildir, çok sempatik değildir. |
|
| |
Bakın, 59 uncu Hükümet Acil Eylem Planı, aynen okuyorum:
"Çiftçimizin rahatlamasını sağlamak için tedbirler alınacağını,
güven ortamı, bütçe disiplini ve harcama reformuyla
tasarruf-ların sağlanacağını, öncelikli olarak, mazot gibi
kalemlerdeki ağır vergilerin azaltılmasıyla, çiftçi-nin
üzerindeki tahammül edilemez yükün - hafifletileceğini taahhüt
edi-yoruz" dediniz. Şimdi, bu sizin taahhüdünüz; bu kitap da,
sizin taahhüdünüzün iflas belgesi.
2005 yılında da
tarım sektöründe 1,7'lik bir gerilemeyi, küçülmeyi siz
öngörüyorsunuz. Böylece, cumhuriyet tarihinde tarım sektörü, ilk
defa, üç yıl üst üste küçülüyor. Altını çizerek söylüyorum, 60
yıllık süreçte tarım sektörü, ilk defa, aralıksız üç yıl küçülme
gösteriyor; bu da, hükümetinizin örnek icraatlarından biridir.
Başbakan "mazota
yüzde 40 destek veriyoruz, yetmiyor mu" derken; Sayın Bakan,
siz, tam bir hafta sonra "maalesef, gübre ve mazot desteği için
bütçeye ödenek ayıramadık, koyamadık" demediniz mi?
Yıl 1931. Bu
Parlamentonun da kurucusu olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, tarım
kredi kooperatifleriyle ilgili yorumunu, görüşünü şöyle
açıklıyor: Köylü, üretim için lazım olan yeterli krediyi en
uygun faizle ve malını paraya çevireceği zamana kadar ödemek
zorunda kalmadan bulmalıdır. Bu, çok tarihî bir söz, tarım kredi
kooperatiflerinin ne yapması lazım geldiğini de bize çok güzel
ifade eden bir söz. Hükümetimizi bu konuda dikkate, sayın
milletvekillerimizi -iktidarıyla, muhalefetiyle- bu konuda
duyarlılığa çağırıyorum. |
|
| |
Tarım Kredi Kooperatifleri Yasa Tasarısı üzerine
CHP grubu adına yapılan konuşma metninin tamamı için tıklayınız. |
|
| |
|
|
|
|
| |
ATIL DURUMDAKİ SİNOP RADAR ÜSSÜ TESİSLERİNİN
TURİZM, SAĞLIK, EĞİTİM GİBİ ALANLARDA DEĞERLENDİRİLMESİ
|
|
| |
Sinop ilinde
1954 yılında hizmete açılan ve 1993 yılında kapatılan Radar Üssü
ve Tesisleri atıl olarak durmaktadır. 350 dönüm alanı olan
tesislerde 450 metrekare kapalı alanı ile 1000 kişiyi
barındıracak 7 adet yatakhane, 1500 kişiye hizmet verebilecek
yemekhane, 1 adet kapalı spor salonu, 2 adet futbol sahası, 1
adet beysbol sahası, 1 adet basketbol sahası, sinema, dispanser,
çamaşırhane ve idari binalar mevcuttur. Tesisler 12 yıldır
kullanılmamaktadır. |
|
Sinop’un Ada
kısmında yer alan ve Türkiye’nin en uç noktası olmasıyla değişik
şekillerde hizmet verebilecek olan tesislerin turizm, eğitim,
sağlık gibi alanlara açılması düşünülmekte midir?
Çok amaçlı olarak hizmet vermeye müsait olan tesislerin kullanıma
açılmaması nedeniyle, harabeye dönüşmesi muhtemel olan tesislere
yönelik olarak yapılan bir çalışma var mıdır?
|
|
| |
Milli Savunma Bakanlığına verilen soru önergesinin tamamı için
tıklayınız |
|
| |
|
|
|
|
| |
DENİZ KİRLİLİĞİ YASA TASARISI ÜZERİNE
|
|
|
Türkiye, onyedi yıldır
bir utanç ve skandalı yaşıyor. 1988 yılında, İtalya'dan
Romanya'ya, oradan da Karadeniz'e, Karadeniz açıklarına
bırakılan zehirli variller utancı, ayıbı halen çözülebilmiş
değildir. Ben demiyorum ki, bu, iki yıllık AKP iktidarının
ayıbıdır; ama, şunu söylüyorum: Bu, onyedi yıldır ülke olarak
yaşadığımız bir ayıptır. |
|
Hani bir söz vardır
"ormanı bekçi değil sevgi korur" diye, çok doğru; yani, bu artık
orman meselesini aştı, bir çevre sorunudur. Deniziyle,
karasıyla, nehriyle, gölüyle, dağıyla, yaylasıyla, ovasıyla bir
ciddî sorun vardır; dünyanın sorunudur, Türkiye'nin de
sorunudur.
Bakanlığımızın,
çevre örgütleriyle çok sıkı bir işbirliğine gideceğini umuyorum;
acizane de tavsiye ediyorum. |
|
| |
Deniz kirliliği yasa tasarısı üzerine grup adına yapılan konuşma
metninin ve Çevre ve Orman Bakanı Sayın Osman PEPE nin cevabı
için tıklayınız |
|
| |
|
|
|
|
| |
SİNOP ÜNİVERSİTESİ KURULMALI
(KANUN TEKLİFİ)
|
|
| |
Sinop'un
sosyo-kültürel gelişmişliği batı illerini aratmayacak
düzeydedir. Üniversitenin kurulup gelişmesi için gerekli olan
hoşgörü ortamı, uygun sosyal yapı ve çağdaş yaşam biçimi mevcut
olup, asayişi son derece düzgün ve huzurlu bir kenttir.
Sinop ideal bir eğitim
ve kültür şehri olma özelliklerine sahiptir. İlimizde bir
üniversite kurulması, eğitim ve kültür şehri olma amacına ve bu
yöndeki yoğun çabalar açısından son derece önem arz etmektedir.
Ayrıca, Sinop sosyal yapısı ve sivil toplum kuruluşlarının
eğitime ve özellikle üniversitenin kurulmasına verdiği destekle
bunu hak etmektedir. |
|
Sinop’ta kurulacak
üniversiteyle ilin kalkınması eğitim yoluyla sağlanacak ve
böylelikle Sinop bir eğitim kenti konumunu alacaktır.
Fiziki ve sosyal alt yapısının mevcut bulunduğu Sinop’ta tarihi,
kültürel, coğrafi, sosyal ve ekonomik açısından SİNOP
ÜNİVERSİTESİ adı altında bir üniversite kurulması son derece
önem arz etmektedir.
Engin ALTAY'ın 53
milletvekilinin imzasıyla vermiş olduğu kanun teklifinin tamamı
için tıklayınız. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
| |
BALIKCILARIMIZIN SORUNLARI
|
|
| |
|
|
| |
 |
|
Aileleri ile birlikte yaklaşık 300.000 yurtdaşımızın yaşadığı
sorunları tespit ederek, çözüm yollarının bulunması amacıyla,
TBMM içtüzüğünün 104 ve 105. maddeleri ve Anayasanın 98. maddesi
gereğince kıyı balıkçılığının sorunlarının araştırılması ile
ilgili bir meclis araştırması açılmasını arz ederiz.
TBMM
Başkanlığına verilen araştırma önergesinin tamamı için
tıklayınız |
|
| |
|
|
|
|
| |
 |
|
Denizlerimizdeki
doğal hayata ve geçimini balıkçılıkla sağlayan ailelerimizin
aleyhine olan bu gelişmeyi engellemek için herhangi bir
çalışmanız olacak mıdır?
Tarım ve Köyişleri Bakanlığına verilen soru önergesinin tamamı
için tıklayınız. |
|
| |
|
|
|
|
| |
Sinop ili Gerze ilçesinde yapılan balıkçı barınağının, yaptığım
incelemelerde bir proje hatasından dolayı kullanılamaz halde
durumda olduğunu gözlemledim. Geçtiğimiz haftada barınak
içerisinde bir balıkçı motorunun battığı bilinmektedir.
Yöre balıkçıları, barınağın bu şekilde işlerine gereği kadar
yaramayacağını beyan ve iddia etmektedirler.
Ulaştırma Bakanlığına verilen soru önergesinin tamamı için
tıklayınız.
|
|
Yapımına
1974 yılında başlanan ve 20 yıl sürerek 2004 yılında hizmete
açılan Türkeli Balıkçı Barınağı etkin ve verimli bir şekilde
kullanılamamaktadır.
Barınağın ana mendireği ile tali mendireğinin tüm rüzgarlara
açık olması, dereağzının sürekli kum ile dolmasına neden
olmaktadır. Bu konuyla ilgili Bakanlığınızın bir çalışması var
mıdır?
Ulaştırma Bakanlığına verilen soru önergesinin tamamı için
tıklayınız. |
|
| |
|
|
|
|
|
|
|
| |
|